Yazar
Hakan Temir, Ömer Faruk Akpınar
Basım Yeri
Diyanet İşleri Başkanlığı -
Diyanet İşleri Başkanlığı
Konu
Diyanet ilmi dergi, 2022-03, Vol.58 (1), p.235-262
Tür
Kitap
Dil
ara,tur
Dijital
Evet
Yazma
Hayır
Kütüphane
Mektup Kütüphanesi
Demirbaş Numarası
ISSN: 1300-8498, DOI: 10.61304/did.1002493
Kayıt Numarası
cdi_doaj_primary_oai_doaj_org_article_d5d58ca3b9d74ae0af9b17eb953ca0b6
Lokasyon
DOAJ Directory of Open Access Journals
Notlar
Arap dilinin ve kültürünün hâkim olduğu bir coğrafyada yaşayan Hz. Muhammed (s.a.s.); söz ve davranışlarını belirlerken yerel kültürden faydalanmıştır. Etkili konuşmak adına duyguların, heyecan ve coşkunun özlü bir seslenişle anlatıldığı nida cümlelerinden ve muhataplara samimi mesajlar veren özlü terkiplerden istifade etmiştir. Öyle ki kritik zamanlarda mühim vazifeler üstlenen ashâba terkipli söz söylemek nebevî üsluplardan olmuş, savaş sırasında sıkıntısını gideren iki sahâbîye “Babam, anam sana feda olsun!” diye seslenmiştir. İnsanı onurlandıran bu tavır ashâbın hoşuna gittiğinden onlar da aynı terkibi kendisine ve birbirlerine karşı kullanmışlardır. Muhatabın takdirini ve ikramını kazanmak için anne babanın feda edilmesi güçlü, etkileyici bir samimiyet örneğidir. Ancak “Anam, babam sana feda olsun!” şeklinde Türkçeye çevrilen bu sözün, İslâm kültürüne has bir terkip olup olmadığının sorgulanması gerekir. Son zamanlarda sıklıkla duyulan “Yâ Resûlallah, canım/anam-babam sana feda olsun!” sözleri de aynı etkinin bir devamı olarak düşünülebilir mi? Bu makalede temel kaynaklardaki verilerden hareketle, tarihî bir yaklaşımla, sözün geçmişten günümüze kullanım şekilleri belirlenerek, günümüzde kullanmanın mahzuru olup olmayacağı üzerinde durulacaktır
Detaylı Başlık
HZ. PEYGAMBER TARAFINDAN KULLANILAN “ANAM BABAM SANA FEDA OLSUN” SÖZÜNÜN TAHLİL VE DEĞERLENDİRMESİ