Yazar
Zişan Türcan
Basım Yeri
Diyanet İşleri Başkanlığı -
Diyanet İşleri Başkanlığı
Konu
Diyanet ilmi dergi, 2021-12, Vol.57 (4), p.1091-1114
Tür
Kitap
Dil
ara,tur
Dijital
Evet
Yazma
Hayır
Kütüphane
Mektup Kütüphanesi
Demirbaş Numarası
ISSN: 1300-8498, DOI: 10.61304/did.1017045
Kayıt Numarası
cdi_doaj_primary_oai_doaj_org_article_569ae28822744adfadca818a8696b342
Lokasyon
DOAJ Directory of Open Access Journals
Notlar
Hz. Peygamber’in sözlerinin rivayet yoluyla aktarılmaya başlanması, Kur’ân-Sünnet ilişkisine dair yaklaşımları, bilgi değeri meselesini merkeze alan metodik bir zemine çekmiştir. Hadisçiler, hadis/sünneti haber-i vâhid olduğu gerekçesiyle geçersiz sayma eğilimindeki kesimlere itiraz etmişler, sünnetin mübeyyin vasfını vurgulamışlardır. Kelâmcılara ve ehl-i re’ye karşı itikadî ve fıkhî meselelerin nakle dayandırılması gerektiğini, bu yönde telif ettikleri eserlerinde göstermişlerdir. Ancak hicrî ilk dört asırda tasnif edilen hadis eserlerinin, aynı zamanda hadisle ilgili tartışmalara bir cevap niteliği taşıdıkları halde neredeyse hiç müstakil âyete yer vermemeleri ilginçtir. Peki bunun sebebi nedir? Öte yandan, hadisçiler arasında bab başlıklarında âyetlere çokça yer veren Buhârî’nin bu istisnai tavrı nasıl yorumlanmalıdır? Çalışmada, rivayetü’l-hadîs eserlerinde müstakil olarak âyet zikretme ihtiyacının hissedilmemesinde sünnetin Kur’ân’ın muhtevasını ihtiva ettiği düşüncesinin etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Buhârî’nin istisnai tavrının temel sebeplerinden birinin de sıhhat şartlarından dolayı eserine alamadığı hadislerin muhtevasını âyetlerle karşılamak olduğu tespit edilmiştir.
Detaylı Başlık
HADİSÇİLERİN KUR’ÂN-SÜNNET İLİŞKİSİNE DAİR DÜŞÜNCELERİNİN HADİS MUSANNEFATINA YANSIMASI -SAHÎHU’L-BUHÂRÎ ÖRNEĞİ