Şâir Bir Sahâbî: Abbâs b. Mirdâs es-Sülemî | Kütüphane.osmanlica.com

Şâir Bir Sahâbî: Abbâs b. Mirdâs es-Sülemî

İsim Şâir Bir Sahâbî: Abbâs b. Mirdâs es-Sülemî
Yazar Hasan Vuran
Basım Yeri Siyer Yayınları - Siyer Yayınları
Konu Siyer Araştırmaları Dergisi, 2023-01 (14), p.57-78
Tür Kitap
Dil ara,eng,tur
Dijital Evet
Yazma Hayır
Kütüphane: Mektup Kütüphanesi
Demirbaş Numarası EISSN: 2791-6138, DOI: 10.56288/siyer.1196079
Kayıt Numarası cdi_doaj_primary_oai_doaj_org_article_53f4862159a24fcc96182519567f6212
Lokasyon DOAJ Directory of Open Access Journals
Notlar Tebliğ vazifesini yakın akrabasından başlayarak yerine getiren Hz. Muhammed’in (s.a.s.) daveti, kısa bir sürede tüm Arabistan’ı kuşatmış, ilerleyen dönemlerde de yarımadanın dışındaki topraklara ulaşmıştır. İslam’ın tanıtılması ve yayılmasında Hz. Peygamber’in (s.a.s.) eğitiminden geçmiş olan sahâbenin büyük payı vardır. Bu itibarla sahâbe hayatlarının öğrenilmesi önem arz etmektedir. Ne var ki sahâbîlerin tamamı aynı derecede tarihe konu olmamıştır. Kimisinin hayatı tüm yönleriyle aksederken bazıları ise nisbî bilgilerle anlatılmıştır. Benî Süleym kabilesi reislerinden Abbâs b. Mirdâs da hayatı hakkında çok fazla bilgi bulunmayan sahâbîlerdendir. Onun hayatı incelendiğinde İslam’ı kabulün bir an, ancak onu idrakin bir süreç olduğu görülmektedir. Nitekim Abbâs b. Mirdâs, Mekke’nin fethi öncesi Müslüman olmuş, daha sonra Hz. Peygamber’le (s.a.s.) beraber savaşlara katılmış, ancak ganimet taksiminde payına razı olmayıp taksimata itiraz ederek kendisine de Müellefe-i Kulûb kapsamındaki kabile reislerine tevdi edilen yüklü miktardan verilmesini istemiştir. Sergilediği bu davranış İslam hassasiyetinden ziyade kabile asabiyetiyle örtüşmektedir. Zira kabilesinin reisi olan Abbâs b. Mirdâs, diğer mevkidaşlarından aşağı görüldüğünü düşünerek hoşnutsuzluğunu dile getirmiştir. Zikredilen hadise, Abbâs b. Mirdâs’ın, İslam’ı kabulünün hemen akabinde gerçekleşmiştir. Daha sonraları ise o, Hz. Peygamber’in (s.a.s.) kendisine tevdi ettiği çeşitli görevleri hakkıyla yerine getirmiş ve onunla birlikte gazvelere iştirak etmiştir. Hz. Muhammed’in (s.a.s.) vefatından sonra da irtidat düşüncesi içinde olan kabile fertlerine karşı İslam’ı müdafaa etmiş ve onların Ridde hadiselerine katılmalarını önlemeye çalışmıştır. Her ne kadar bu hususta başarılı olamasa da Abbâs b. Mirdâs’ın çabası onun asabiyet taassubundan kurtulduğunu göstermektedir. Sahâbînin hayatı bütünüyle ele alındığında insandaki değişimlerin zaman aldığı dolayısıyla İslam’ın kalplere yerleşmesinin de tedricen olduğu görülecektir.
Detaylı Başlık Şâir Bir Sahâbî: Abbâs b. Mirdâs es-Sülemî
Kaynağa git Mektup Kütüphanesi Leitir Library
Leitir Library Mektup Kütüphanesi
Kaynağa git

Şâir Bir Sahâbî: Abbâs b. Mirdâs es-Sülemî

Yazar Hasan Vuran
Basım Yeri Siyer Yayınları - Siyer Yayınları
Konu Siyer Araştırmaları Dergisi, 2023-01 (14), p.57-78
Tür Kitap
Dil ara,eng,tur
Dijital Evet
Yazma Hayır
Kütüphane Mektup Kütüphanesi
Demirbaş Numarası EISSN: 2791-6138, DOI: 10.56288/siyer.1196079
Kayıt Numarası cdi_doaj_primary_oai_doaj_org_article_53f4862159a24fcc96182519567f6212
Lokasyon DOAJ Directory of Open Access Journals
Notlar Tebliğ vazifesini yakın akrabasından başlayarak yerine getiren Hz. Muhammed’in (s.a.s.) daveti, kısa bir sürede tüm Arabistan’ı kuşatmış, ilerleyen dönemlerde de yarımadanın dışındaki topraklara ulaşmıştır. İslam’ın tanıtılması ve yayılmasında Hz. Peygamber’in (s.a.s.) eğitiminden geçmiş olan sahâbenin büyük payı vardır. Bu itibarla sahâbe hayatlarının öğrenilmesi önem arz etmektedir. Ne var ki sahâbîlerin tamamı aynı derecede tarihe konu olmamıştır. Kimisinin hayatı tüm yönleriyle aksederken bazıları ise nisbî bilgilerle anlatılmıştır. Benî Süleym kabilesi reislerinden Abbâs b. Mirdâs da hayatı hakkında çok fazla bilgi bulunmayan sahâbîlerdendir. Onun hayatı incelendiğinde İslam’ı kabulün bir an, ancak onu idrakin bir süreç olduğu görülmektedir. Nitekim Abbâs b. Mirdâs, Mekke’nin fethi öncesi Müslüman olmuş, daha sonra Hz. Peygamber’le (s.a.s.) beraber savaşlara katılmış, ancak ganimet taksiminde payına razı olmayıp taksimata itiraz ederek kendisine de Müellefe-i Kulûb kapsamındaki kabile reislerine tevdi edilen yüklü miktardan verilmesini istemiştir. Sergilediği bu davranış İslam hassasiyetinden ziyade kabile asabiyetiyle örtüşmektedir. Zira kabilesinin reisi olan Abbâs b. Mirdâs, diğer mevkidaşlarından aşağı görüldüğünü düşünerek hoşnutsuzluğunu dile getirmiştir. Zikredilen hadise, Abbâs b. Mirdâs’ın, İslam’ı kabulünün hemen akabinde gerçekleşmiştir. Daha sonraları ise o, Hz. Peygamber’in (s.a.s.) kendisine tevdi ettiği çeşitli görevleri hakkıyla yerine getirmiş ve onunla birlikte gazvelere iştirak etmiştir. Hz. Muhammed’in (s.a.s.) vefatından sonra da irtidat düşüncesi içinde olan kabile fertlerine karşı İslam’ı müdafaa etmiş ve onların Ridde hadiselerine katılmalarını önlemeye çalışmıştır. Her ne kadar bu hususta başarılı olamasa da Abbâs b. Mirdâs’ın çabası onun asabiyet taassubundan kurtulduğunu göstermektedir. Sahâbînin hayatı bütünüyle ele alındığında insandaki değişimlerin zaman aldığı dolayısıyla İslam’ın kalplere yerleşmesinin de tedricen olduğu görülecektir.
Detaylı Başlık Şâir Bir Sahâbî: Abbâs b. Mirdâs es-Sülemî
Leitir Library
Mektup Kütüphanesi yönlendiriliyorsunuz...

Lütfen bekleyiniz.