Modernizme Karşı Neo-Kalvinist Dünya Görüşü İnşası, Abraham Kuyper’in Alan Egemenliği Modeli | Kütüphane.osmanlica.com

Modernizme Karşı Neo-Kalvinist Dünya Görüşü İnşası, Abraham Kuyper’in Alan Egemenliği Modeli

İsim Modernizme Karşı Neo-Kalvinist Dünya Görüşü İnşası, Abraham Kuyper’in Alan Egemenliği Modeli
Yazar TOPCAN, Özlem
Basım Yeri Hitit University - Hitit University
Konu Calvinism, Protestantism
Tür Kitap
Dil ara,eng,tur
Dijital Evet
Yazma Hayır
Kütüphane: Mektup Kütüphanesi
Demirbaş Numarası ISSN: 2757-6949, EISSN: 2757-6949, DOI: 10.14395/hid.1144137
Kayıt Numarası cdi_doaj_primary_oai_doaj_org_article_cc6f2cb25c34480f8bf0f221f60aed5b
Lokasyon DOAJ Directory of Open Access Journals
Notlar Hıristiyan Batı toplumlarının bugün çoğunda inancın toplumsal alandaki yeriyle ilgili tartışmalar devam etmektedir. Reform hareketleri sonrasında ortaya çıkan Modernizm ilkeleri, dinin kamusal alandan bireysel alana kaymasına neden olmuştur. Bu duruma karşı 19. yüzyılın sonlarında Avrupa’da dinin kamusal ve bireysel alan arasındaki ayrımına meydan okuyan dinî hareketler ortaya çıkmıştır. Bu hareketlerin önde gelenlerinden biri de Abraham Kuyper (1837-1920) tarafından şekillendirilen Protestan Hıristiyan Neo-Kalvinist dünya görüşüdür. Bu çalışma Kuyper'in, “dünya görüşü” bağlamında Kalvinizm'i yeniden yorumlayarak geliştirdiği Neo-Kalvinist geleneğin temel düşünsel kaynaklarını ve Batı toplumları üzerindeki etkilerini ele almaktadır. Kuyper, modern seküler kültüre meydan okuyarak dinî çoğulcu bir toplumsal yapı tasarlamıştır. Gerçekliğin bütününe teolojik bir zemin hazırlayan Kuyper'e göre; modern seküler kültürün egemen ilkelerine karşı Kalvinizm topluma bir bütün olarak nüfuz edebilecek niteliklere sahiptir. Ona göre; Avrupa’da özgürlük için halkın inancının feda edilmesi gerektiği anlayışı hâkimken, Amerika'da bu durumun aksine özgürlüklerin devamı için en etkili güvencenin Kalvinizm olduğu şeklinde genel bir kanaat bulunmaktadır. Modernizmin temel ilkelerini eleştirel yaklaşımla yeniden ele alan Kuyper, antitezler üzerinden Hıristiyan inanç ilkelerine dayandırılan ve Kalvinizm temelinden hareket eden bir dünya görüşü ortaya koymuştur. Kendi dönemini kriz çağı olarak nitelendirmiş ve Hıristiyanlığın geldiği sıkıntılı noktayı açıkça ifade etmekten çekinmemiştir. Ona göre kilise, modern kültürün gerçekleriyle yüzleşip, yaşadığı dünyaya hitap eden bir teolojiye sahip olmalı ve kayıtsız kaldığı kültürel tutsaklığının farkına varmalıdır. Kuyper'in çalışmalarında kiliseden bahsederken kiliseyi orduyla benzeştirmesi ve kilisenin işlevini tanımlarken askeri imgelere yönelik tercihlerde bulunması, onun kutsal ile seküler mücadelesini kendi zihninde iyi ile kötü arasında yaşanan bir savaş olarak görmesinden kaynaklanmaktadır. Hıristiyanlık anlayışının da temelini oluşturan kültürel çeşitlilik ve çoğulculuk anlayışını savunan Kuyper’in “alan egemenliği” modeli aynı zamanda çok sayıda dünya görüşünü ifade etmektedir. Kuyper, herkesin yaşamını şekillendiren bir dünya görüşüne sahip olduğunu ve bireylerin dünya görüşlerinin kurumsal ifadelerinin - İslami okullar, Yahudi kasaplar (Koşer kasaplar) gibi – kamusal alanda olması gerektiğini belirtmektedir. Kuyper, uzun yıllar parlamento üyeliği sonrasında, 1901-1905 arası Hollanda Başbakan’ı olarak görev yapmıştır. Din ile Siyaset arasındaki ilişkiyi, dinin toplumsal yaşamdaki misyonunu “alan egemenliği” modeli üzerinden şekillendirmeye çalışmıştır. Dinî değerleri reddeden Modernizmin ilkelerinin egemen olduğu bir kültürde dinî yaşam için mücadele etmiş ve Modernizmin ürettiği “tarafsız dünya görüşü” ilkelerini reddetmiştir. Yaptığı çalışmalar ve takip ettiği uygulamalarla Batı toplumlarında yaşanan bugünkü kültürel çatışmaların ve tartışmaların fitilini ateşlediğini ifade etmek mümkündür. Dinler Tarihi’nin betimleyici metoduyla ulusal ve uluslararası kaynaklar üzerinden literatür taraması yapılarak üretilen bu çalışmanın amacı, Abraham Kuyper tarafından “dünya görüşü” bağlamında kapsamlı bir inanç sistemi olarak ortaya konulan Neo-Kalvinizm’in nasıl ortaya çıktığına ve şekillendirildiğine, Neo-Kalvinist tezlere ve toplumsal yaşamdaki uygulamalarına odaklanmaktır. Kuyper'in, modernizme karşı verdiği mücadelede ortaya koyduğu antitezler üzerinden şekillendirdiği “alan egemenliği” modelindeki; devlet yönetimi, bilim, felsefe, eğitim, teoloji, siyaset ve toplum hayatı hakkındaki düşünce ve uygulamalarını anlatmaktır. Neo-Kalvinist dünya görüşünün gelecek vizyonu ile ilgili değerlendirmeler sunmaktır. Modernizm ve Hıristiyan dünya görüşleri arasında uzun yıllardır süregelen mücadelenin teolojik temellerini anlatmak, bu sayede ABD eksenli şekillenen yenidünya düzeninde Protestan Neo-Kalvinist dünya görüşünün uluslararası politikalardaki rolü ve önemi hakkındaki bilinç düzeyini ve farkındalığı arttırmaktır. Neo-Kalvinist dünya görüşü ekseninde seküler, modern ve pozitivist yaşama karşı verilen mücadelede elde edilen kazanımların bugün Batı toplumunda ne denli önemli bir noktaya geldiğini ortaya koymaktır. The role of religion in societies is an ongoing debate even for most of the Western countries, which have advanced in terms of modernity. Particularly, the studies show that the impact of Christianity moved from the public sphere to the private domain due to the Modernist worldview that evolved in the context of Reformation and French Revolution. At the end of the 19th century, religious groups have arised out of questioning the division between the individual and public spheres of religion in Europe. One of the foremost of these movements is the Neo-Calvinist tradition shaped by Abraham Kuyper (1837-1920). This study is to deal with the main intellectual resources of the Neo-Calvinist tradition, which Kuyper developed by reinterpreting Calvinism in the context of "worldview" and to explain its effects on Western societies. By opposing modern secular society, Kuyper tried to develop a social system that is pluralistic in religion. Calvinism, in contrast to the guiding principles of contemporary secular culture, has the qualities to permeate society as a whole, according to Kuyper, who builds a theological foundation for the entire truth. Kuyper developed a worldview based on the Christian belief systems through antitheses after critically reconsidering the underlying principles of modernity. In contrast, he asserts, there is a widespread perception in America that Calvinism is the most effective safeguard against the loss of liberties, but the idea that people's beliefs must be abandoned for freedom predominates in Europe. Kuyper developed a worldview based on Christian belief principles through antitheses by critically revising the fundamental ideas of modernism. He described the period he lived in as a crisis period and did not hold back while expressing the problematic aspects of Christianity. He contended that the church must acknowledge the reality of contemporary culture, have a theology that is relevant to the society in which it lives, and acknowledge its own cultural captivity, which it ignores. Kuyper viewed the conflict between the sacred and the secular as a war between good and evil in his mind, which is why he prefers military imagery when explaining the role of the church and compares the church to the army when discussing it in his works. According to Kuyper, who supports the understanding of cultural diversity and pluralism, the paradigm of "Sphere Sovereignty" also displays a variety of worldviews. Everyone has a worldview that affects how they live, and he claims that institutional manifestations of people's worldviews, such as Islamic schools and Jewish butchers, should exist in the open. After many years as a member of parliament, served as Prime Minister of the Netherlands from 1901 to 1905. Through his "Sphere Sovereignty" model, he attempted to reshape the relationship between religion and politics as well as the role of religion in society. In a society where Modernism, which rejects religious values, is dominant, he battled for religious life and opposed the "neutral worldview" principles that Modernism developed. It is possible to say that with his studies and the practices he followed, he ignited the fuse of today's cultural conflicts and debates in Western societies. The purpose of this research is to examine how Neo-Calvinism came to be a comprehensive belief system within the framework of Abraham Kuyper's reinterpretation, and to clarify the core principles of the Neo-Calvinist worldview for social and religious life. It is also to explain the theological foundations of the long-standing struggle between modernism and Christian worldviews, and thus to increase the level of consciousness and awareness about the role of the Protestant Neo-Calvinist worldview in international politics in the new world order shaped by the USA. Therefore, we searched the literature on national and international sources using the descriptive method of the History of Religions. By doing so, the article will provide the theoretical framework of Neo-Calvinism, which shaped the state, religion, science, philosophy, education, politics, and social life. It also will demonstrate how significant the achievements in the struggle against secular, modern, and positivist living based on the Neo-Calvinist worldview have become in current Western society.
Detaylı Başlık Modernizme Karşı Neo-Kalvinist Dünya Görüşü İnşası, Abraham Kuyper’in Alan Egemenliği Modeli
Kaynağa git Mektup Kütüphanesi Leitir Library
Leitir Library Mektup Kütüphanesi
Kaynağa git

Modernizme Karşı Neo-Kalvinist Dünya Görüşü İnşası, Abraham Kuyper’in Alan Egemenliği Modeli

Yazar TOPCAN, Özlem
Basım Yeri Hitit University - Hitit University
Konu Calvinism, Protestantism
Tür Kitap
Dil ara,eng,tur
Dijital Evet
Yazma Hayır
Kütüphane Mektup Kütüphanesi
Demirbaş Numarası ISSN: 2757-6949, EISSN: 2757-6949, DOI: 10.14395/hid.1144137
Kayıt Numarası cdi_doaj_primary_oai_doaj_org_article_cc6f2cb25c34480f8bf0f221f60aed5b
Lokasyon DOAJ Directory of Open Access Journals
Notlar Hıristiyan Batı toplumlarının bugün çoğunda inancın toplumsal alandaki yeriyle ilgili tartışmalar devam etmektedir. Reform hareketleri sonrasında ortaya çıkan Modernizm ilkeleri, dinin kamusal alandan bireysel alana kaymasına neden olmuştur. Bu duruma karşı 19. yüzyılın sonlarında Avrupa’da dinin kamusal ve bireysel alan arasındaki ayrımına meydan okuyan dinî hareketler ortaya çıkmıştır. Bu hareketlerin önde gelenlerinden biri de Abraham Kuyper (1837-1920) tarafından şekillendirilen Protestan Hıristiyan Neo-Kalvinist dünya görüşüdür. Bu çalışma Kuyper'in, “dünya görüşü” bağlamında Kalvinizm'i yeniden yorumlayarak geliştirdiği Neo-Kalvinist geleneğin temel düşünsel kaynaklarını ve Batı toplumları üzerindeki etkilerini ele almaktadır. Kuyper, modern seküler kültüre meydan okuyarak dinî çoğulcu bir toplumsal yapı tasarlamıştır. Gerçekliğin bütününe teolojik bir zemin hazırlayan Kuyper'e göre; modern seküler kültürün egemen ilkelerine karşı Kalvinizm topluma bir bütün olarak nüfuz edebilecek niteliklere sahiptir. Ona göre; Avrupa’da özgürlük için halkın inancının feda edilmesi gerektiği anlayışı hâkimken, Amerika'da bu durumun aksine özgürlüklerin devamı için en etkili güvencenin Kalvinizm olduğu şeklinde genel bir kanaat bulunmaktadır. Modernizmin temel ilkelerini eleştirel yaklaşımla yeniden ele alan Kuyper, antitezler üzerinden Hıristiyan inanç ilkelerine dayandırılan ve Kalvinizm temelinden hareket eden bir dünya görüşü ortaya koymuştur. Kendi dönemini kriz çağı olarak nitelendirmiş ve Hıristiyanlığın geldiği sıkıntılı noktayı açıkça ifade etmekten çekinmemiştir. Ona göre kilise, modern kültürün gerçekleriyle yüzleşip, yaşadığı dünyaya hitap eden bir teolojiye sahip olmalı ve kayıtsız kaldığı kültürel tutsaklığının farkına varmalıdır. Kuyper'in çalışmalarında kiliseden bahsederken kiliseyi orduyla benzeştirmesi ve kilisenin işlevini tanımlarken askeri imgelere yönelik tercihlerde bulunması, onun kutsal ile seküler mücadelesini kendi zihninde iyi ile kötü arasında yaşanan bir savaş olarak görmesinden kaynaklanmaktadır. Hıristiyanlık anlayışının da temelini oluşturan kültürel çeşitlilik ve çoğulculuk anlayışını savunan Kuyper’in “alan egemenliği” modeli aynı zamanda çok sayıda dünya görüşünü ifade etmektedir. Kuyper, herkesin yaşamını şekillendiren bir dünya görüşüne sahip olduğunu ve bireylerin dünya görüşlerinin kurumsal ifadelerinin - İslami okullar, Yahudi kasaplar (Koşer kasaplar) gibi – kamusal alanda olması gerektiğini belirtmektedir. Kuyper, uzun yıllar parlamento üyeliği sonrasında, 1901-1905 arası Hollanda Başbakan’ı olarak görev yapmıştır. Din ile Siyaset arasındaki ilişkiyi, dinin toplumsal yaşamdaki misyonunu “alan egemenliği” modeli üzerinden şekillendirmeye çalışmıştır. Dinî değerleri reddeden Modernizmin ilkelerinin egemen olduğu bir kültürde dinî yaşam için mücadele etmiş ve Modernizmin ürettiği “tarafsız dünya görüşü” ilkelerini reddetmiştir. Yaptığı çalışmalar ve takip ettiği uygulamalarla Batı toplumlarında yaşanan bugünkü kültürel çatışmaların ve tartışmaların fitilini ateşlediğini ifade etmek mümkündür. Dinler Tarihi’nin betimleyici metoduyla ulusal ve uluslararası kaynaklar üzerinden literatür taraması yapılarak üretilen bu çalışmanın amacı, Abraham Kuyper tarafından “dünya görüşü” bağlamında kapsamlı bir inanç sistemi olarak ortaya konulan Neo-Kalvinizm’in nasıl ortaya çıktığına ve şekillendirildiğine, Neo-Kalvinist tezlere ve toplumsal yaşamdaki uygulamalarına odaklanmaktır. Kuyper'in, modernizme karşı verdiği mücadelede ortaya koyduğu antitezler üzerinden şekillendirdiği “alan egemenliği” modelindeki; devlet yönetimi, bilim, felsefe, eğitim, teoloji, siyaset ve toplum hayatı hakkındaki düşünce ve uygulamalarını anlatmaktır. Neo-Kalvinist dünya görüşünün gelecek vizyonu ile ilgili değerlendirmeler sunmaktır. Modernizm ve Hıristiyan dünya görüşleri arasında uzun yıllardır süregelen mücadelenin teolojik temellerini anlatmak, bu sayede ABD eksenli şekillenen yenidünya düzeninde Protestan Neo-Kalvinist dünya görüşünün uluslararası politikalardaki rolü ve önemi hakkındaki bilinç düzeyini ve farkındalığı arttırmaktır. Neo-Kalvinist dünya görüşü ekseninde seküler, modern ve pozitivist yaşama karşı verilen mücadelede elde edilen kazanımların bugün Batı toplumunda ne denli önemli bir noktaya geldiğini ortaya koymaktır. The role of religion in societies is an ongoing debate even for most of the Western countries, which have advanced in terms of modernity. Particularly, the studies show that the impact of Christianity moved from the public sphere to the private domain due to the Modernist worldview that evolved in the context of Reformation and French Revolution. At the end of the 19th century, religious groups have arised out of questioning the division between the individual and public spheres of religion in Europe. One of the foremost of these movements is the Neo-Calvinist tradition shaped by Abraham Kuyper (1837-1920). This study is to deal with the main intellectual resources of the Neo-Calvinist tradition, which Kuyper developed by reinterpreting Calvinism in the context of "worldview" and to explain its effects on Western societies. By opposing modern secular society, Kuyper tried to develop a social system that is pluralistic in religion. Calvinism, in contrast to the guiding principles of contemporary secular culture, has the qualities to permeate society as a whole, according to Kuyper, who builds a theological foundation for the entire truth. Kuyper developed a worldview based on the Christian belief systems through antitheses after critically reconsidering the underlying principles of modernity. In contrast, he asserts, there is a widespread perception in America that Calvinism is the most effective safeguard against the loss of liberties, but the idea that people's beliefs must be abandoned for freedom predominates in Europe. Kuyper developed a worldview based on Christian belief principles through antitheses by critically revising the fundamental ideas of modernism. He described the period he lived in as a crisis period and did not hold back while expressing the problematic aspects of Christianity. He contended that the church must acknowledge the reality of contemporary culture, have a theology that is relevant to the society in which it lives, and acknowledge its own cultural captivity, which it ignores. Kuyper viewed the conflict between the sacred and the secular as a war between good and evil in his mind, which is why he prefers military imagery when explaining the role of the church and compares the church to the army when discussing it in his works. According to Kuyper, who supports the understanding of cultural diversity and pluralism, the paradigm of "Sphere Sovereignty" also displays a variety of worldviews. Everyone has a worldview that affects how they live, and he claims that institutional manifestations of people's worldviews, such as Islamic schools and Jewish butchers, should exist in the open. After many years as a member of parliament, served as Prime Minister of the Netherlands from 1901 to 1905. Through his "Sphere Sovereignty" model, he attempted to reshape the relationship between religion and politics as well as the role of religion in society. In a society where Modernism, which rejects religious values, is dominant, he battled for religious life and opposed the "neutral worldview" principles that Modernism developed. It is possible to say that with his studies and the practices he followed, he ignited the fuse of today's cultural conflicts and debates in Western societies. The purpose of this research is to examine how Neo-Calvinism came to be a comprehensive belief system within the framework of Abraham Kuyper's reinterpretation, and to clarify the core principles of the Neo-Calvinist worldview for social and religious life. It is also to explain the theological foundations of the long-standing struggle between modernism and Christian worldviews, and thus to increase the level of consciousness and awareness about the role of the Protestant Neo-Calvinist worldview in international politics in the new world order shaped by the USA. Therefore, we searched the literature on national and international sources using the descriptive method of the History of Religions. By doing so, the article will provide the theoretical framework of Neo-Calvinism, which shaped the state, religion, science, philosophy, education, politics, and social life. It also will demonstrate how significant the achievements in the struggle against secular, modern, and positivist living based on the Neo-Calvinist worldview have become in current Western society.
Detaylı Başlık Modernizme Karşı Neo-Kalvinist Dünya Görüşü İnşası, Abraham Kuyper’in Alan Egemenliği Modeli
Leitir Library
Mektup Kütüphanesi yönlendiriliyorsunuz...

Lütfen bekleyiniz.