Author
Filiz, Bahar
Publication Date
2024-08-30T13:13:54Z
Subject
Psychology, Attachment behavior, Memory, Autobiographical memory, Man-woman relationships, Interpersonal communication
Type
Document
Language
English
Digital
Yes
Manuscript
No
Library
Özyeğin University
Record ID
20276a7d-6708-4956-a260-c4fdcea60fa5
Library Location
Department of Psychology
Date
2024-08-30T13:13:54Z
Sample Text
The present study aimed to investigate the link between adult attachment orientations and the phenomenological properties of romantic relationship-related autobiographical memories, examining the actor-partner effect on the partner's phenomenological properties of memories. The sample consisted of 108 heterosexual couples. Inclusion criteria required a as minimum two years romantic relationships and non-pregnancy for women. Demographic information forms, Experiences in Close Relationships-Revised (ECR-R) (Fraley et al., 2000), and Memory Experience Questionnaire-Short Form (MEQ-SF) (Luchetti, & Sutin, 2015) were filled out by both partners. Partial Correlation Analyses and The Actor-Partner Interdependence Model (APIM) were used to analyze hypotheses. Partial Correlation Analyses showed that there is a positive correlation between attachment anxiety, sharing, and emotional intensity for negative memories. For positive memories, there was a positive correlation between attachment avoidance and distancing for both females and males. A negative correlation between male attachment avoidance sensory details, and emotional intensity was found. For females, there was a negative association between attachment avoidance, and vividness, sensory details, emotional intensity, and sharing. For negative memories, there was a negative correlation between males' attachment anxiety emotional intensity, and coherence. According to APIM results, males' attachment anxiety and female's sharing of positive memories were positively related (direct partner effect). Females' attachment avoidance and males' sharing of negative memories were positively related (direct partner effect). Clinical implications of these dyadic findings are discussed in terms of the existing body of literature. The study's limitations and future research suggestions are discussed., Bu çalışma, yetişkin bağlanma stilleri ile romantik ilişkilerle ilişkilendirilen otobiyografik anıların fenomenolojik özellikleri arasındaki ilişkiyi ve partnerlerin anılar üzerindeki aktör-partner etkisini incelemiştir. Çalışma, 108 heteroseksüel çifti içermektedir. Seçim kriterleri, en az iki yıl birlikte olmayı ve kadınlar için hamile olmamayı içermektedir. İki partner, demografik bilgi formu, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II (YIYE-II) (Fraley et al., 2000) ve Bellek Deneyimler Anketi- Kısa Form (Luchetti, & Sutin, 2015) doldurmuştur. Hipotezler için Kısmi Korelasyon Analizi ve Aktör-Partner Karşılıklı Bağımlılık Modeli kullanılmıştır. Kısmi Korelasyon Analizine göre, kaygılı bağlanma stili ile negatif anılar için paylaşım ve duygusal yoğunluk arasında pozitif bir ilişki bulunmuştur. Pozitif anılar için ise, kaygılı bağlanma stili ile tutarlılık arasında anlamlı bir ilişki gözlenmemiştir. Kaçıngan bağlanma stili ile anıdan uzaklaşma arasında erkekler ve kadınlar için pozitif bir ilişki saptanmıştır. Erkeklerin kaçıngan bağlanma stili ile duyusal ayrıntılar ve duygusal yoğunluk arasında negatif bir ilişki vardır. Kadın katılımcılar için kaçıngan bağlanma stili ile anının canlılığı, duyusal ayrıntılar, duygusal yoğunluğu ve anının paylaşımı arasında negatif bir ilişki belirlemiştir. Negatif anılar için, erkeklerin kaçıngan bağlanma stili ile anıların duygusal yoğunluğu ve tutarlılığı arasında negatif bir ilişki bulunmuştur. Aktör-Partner Karşılıklı Bağımlılık Modeline göre, pozitif anılar için erkeklerin kaygılı bağlanma stili ile kadınların anılarını paylaşması arasında pozitif bir ilişki tespit edilmiştir (partner etkisi). Negatif anılar için kadınların kaçıngan bağlanma stili ile erkeklerin anılarını paylaşması arasında pozitif bir ilişki gözlenmiştir (partner etkisi). Çift analizi bulgularının klinik çıkarımları, mevcut literatür bağlamında tartışılmıştır. Bu çalışmanın sınırlılıkları ve gelecekteki araştırma önerileri ele alınmıştır.