Göksu Deresi ve yalılar | Kütüphane.osmanlica.com

Göksu Deresi ve yalılar

İsim Göksu Deresi ve yalılar
Yazar Oza, Ali Enis
Yazar Orijinal Oza, Ali Enis
Basım Tarihi: [1925]
Konu Türkiye_İstanbul_BoğaziçiTürkiye_İstanbul_Beykoz_GöksuGöksu DeresiYalılar_Göksu YalılarıGiysiler_Çocuk
Tür Resim
Dil Türkçe
Dijital Hayır
Yazma Hayır
Sayfa Sayısı 1
Fiziksel Boyutlar 1 fotoğraf ; 23.8x30.2 cm.
Kütüphane: İstanbul Araştırmaları Enstitüsü Kütüphanesi
Demirbaş Numarası FKA_000153
Kayıt Numarası 1842990
Lokasyon Görseller
Tarih 14.08.2008
Notlar Cam negatiften basılmıştır. Bu görsel Ahmet Hamdi Tanpınarı’ın ölüm yıl dönümü nedeniyle İstanbul Araştırmaları Enstitüsünün 24.01.2021 tarihli Instagram ve Facebook sosyal medya hesaplarında aşağıdaki metin ile paylaşılmıştır. Bugün, modern Türkçe edebiyatın en önemli yazarlarından ve İstanbul anlatıcılarından Ahmet Hamdi Tanpınar’ın (1901–1962) ölüm yıl dönümü. Kendisini, Beş Şehir’deki İstanbul yazısının girişiyle anıyoruz: “Çocukluğumda, bir Arabistan şehrinde ihtiyar bir kadın tanımıştık. Sık sık hastalanır, humma başlar başlamaz İstanbul sularını sayıklardı: — Çırçır, Karakulak, Şifa suyu, Hünkâr suyu, Taşdelen, Sırmakeş... Âdeta bir kurşun peltesi gibi ağırlaşan dilinin altında ve gergin, kuru dudaklarının arasında bu kelimeler ezildikçe fersiz gözleri canlanır, bütün yüzüne bizim duymadığımız bir şeyler dinliyormuş gibi bir dikkat gelir, yanaklarının çukuru sanki bu dikkatle dolardı. Bir gün damadı babama: — Bu onun ilâcı, tılsımı gibi bir şey... Onları sayıklayınca iyileşiyor, demişti. Sıcaktan ve sam yelinden korunmak için pencereleri koyu yeşil dallarla iyiden iyiye örtülmüş odanın, berrak su ile doldurulmuş havuz dibi loşluğuna bu isimler teker teker düştükçe ben kendimi bir büyüde kaybolmuş sanırdım. Bu mücevher parıltılı adlar benim çocukluk muhayyilemde bin çeşit hayâl uyandırırdı. Dört yanımı su sesleriyle, gümüş tas ve billûr kadeh şıkırtılarıyla, güvercin uçuşlarıyla dolu sanırdım. Bazen hayalim daha müşahhas olur, bu sayıklamanın tenime geçirdiği ürperişler arasında, tanıdığım İstanbul sebillerini, siyah, ıslak tulumlarından yağlı bir serinlik vehmi sızan sakaları, üstündeki salkım ağacı yüzünden her bahar bir taze gelin edası kazanan mahallemizin küçük ve fakir süslü çeşmesini görür gibi olurdum. Bazen da yalnız bir defa gittiğimiz Bentler'in yeşillik tufanı gözümün önünde canlanır, o zaman biraz da kendi kendime yaptığım gayretle, bu loş ve yeşil aydınlıklı oda gözümde, içinde hastanın, benim, etrafımızdakilerin acayip balıklar gibi yüzdüğümüz gerçekten bir havuz haline gelirdi. Bu kadın sonra ne oldu, bilmiyorum. Fakat içimde bir taraf, ölümünden sonra bir pınar perisi olduğuna hâlâ inanıyor. Her su başını bir hasret masalı yapan bu meraka senelerden sonra ancak bir mâna verebildim. İstanbul bu kadın için serin, berrak, şifalı suların şehriydi.” Künye: Göksu Deresi ve yalılar. Fotoğraf: Ali Enis Oza, 1925. SVİKV Fotoğraf Koleksiyonu
Alt Tür Fotograf
Durum Rafta
Ortam Kağıt
Şekil Basılı
Kaynağa git İstanbul Araştırmaları Enstitüsü Kütüphanesi İstanbul Araştırmaları Enstitüsü Kütüphanesi
İstanbul Araştırmaları Enstitüsü Kütüphanesi İstanbul Araştırmaları Enstitüsü Kütüphanesi
Kaynağa git

Göksu Deresi ve yalılar

Yazar Oza, Ali Enis
Yazar Orijinal Oza, Ali Enis
Basım Tarihi [1925]
Konu Türkiye_İstanbul_BoğaziçiTürkiye_İstanbul_Beykoz_GöksuGöksu DeresiYalılar_Göksu YalılarıGiysiler_Çocuk
Tür Resim
Dil Türkçe
Dijital Hayır
Yazma Hayır
Sayfa Sayısı 1
Fiziksel Boyutlar 1 fotoğraf ; 23.8x30.2 cm.
Kütüphane İstanbul Araştırmaları Enstitüsü Kütüphanesi
Demirbaş Numarası FKA_000153
Kayıt Numarası 1842990
Lokasyon Görseller
Tarih 14.08.2008
Notlar Cam negatiften basılmıştır. Bu görsel Ahmet Hamdi Tanpınarı’ın ölüm yıl dönümü nedeniyle İstanbul Araştırmaları Enstitüsünün 24.01.2021 tarihli Instagram ve Facebook sosyal medya hesaplarında aşağıdaki metin ile paylaşılmıştır. Bugün, modern Türkçe edebiyatın en önemli yazarlarından ve İstanbul anlatıcılarından Ahmet Hamdi Tanpınar’ın (1901–1962) ölüm yıl dönümü. Kendisini, Beş Şehir’deki İstanbul yazısının girişiyle anıyoruz: “Çocukluğumda, bir Arabistan şehrinde ihtiyar bir kadın tanımıştık. Sık sık hastalanır, humma başlar başlamaz İstanbul sularını sayıklardı: — Çırçır, Karakulak, Şifa suyu, Hünkâr suyu, Taşdelen, Sırmakeş... Âdeta bir kurşun peltesi gibi ağırlaşan dilinin altında ve gergin, kuru dudaklarının arasında bu kelimeler ezildikçe fersiz gözleri canlanır, bütün yüzüne bizim duymadığımız bir şeyler dinliyormuş gibi bir dikkat gelir, yanaklarının çukuru sanki bu dikkatle dolardı. Bir gün damadı babama: — Bu onun ilâcı, tılsımı gibi bir şey... Onları sayıklayınca iyileşiyor, demişti. Sıcaktan ve sam yelinden korunmak için pencereleri koyu yeşil dallarla iyiden iyiye örtülmüş odanın, berrak su ile doldurulmuş havuz dibi loşluğuna bu isimler teker teker düştükçe ben kendimi bir büyüde kaybolmuş sanırdım. Bu mücevher parıltılı adlar benim çocukluk muhayyilemde bin çeşit hayâl uyandırırdı. Dört yanımı su sesleriyle, gümüş tas ve billûr kadeh şıkırtılarıyla, güvercin uçuşlarıyla dolu sanırdım. Bazen hayalim daha müşahhas olur, bu sayıklamanın tenime geçirdiği ürperişler arasında, tanıdığım İstanbul sebillerini, siyah, ıslak tulumlarından yağlı bir serinlik vehmi sızan sakaları, üstündeki salkım ağacı yüzünden her bahar bir taze gelin edası kazanan mahallemizin küçük ve fakir süslü çeşmesini görür gibi olurdum. Bazen da yalnız bir defa gittiğimiz Bentler'in yeşillik tufanı gözümün önünde canlanır, o zaman biraz da kendi kendime yaptığım gayretle, bu loş ve yeşil aydınlıklı oda gözümde, içinde hastanın, benim, etrafımızdakilerin acayip balıklar gibi yüzdüğümüz gerçekten bir havuz haline gelirdi. Bu kadın sonra ne oldu, bilmiyorum. Fakat içimde bir taraf, ölümünden sonra bir pınar perisi olduğuna hâlâ inanıyor. Her su başını bir hasret masalı yapan bu meraka senelerden sonra ancak bir mâna verebildim. İstanbul bu kadın için serin, berrak, şifalı suların şehriydi.” Künye: Göksu Deresi ve yalılar. Fotoğraf: Ali Enis Oza, 1925. SVİKV Fotoğraf Koleksiyonu
Alt Tür Fotograf
Durum Rafta
Ortam Kağıt
Şekil Basılı
İstanbul Araştırmaları Enstitüsü Kütüphanesi
İstanbul Araştırmaları Enstitüsü Kütüphanesi yönlendiriliyorsunuz...

Lütfen bekleyiniz.