Yazar
Estephan, Roukoz
Yazar Orijinal
اسطفان، روكز
Basım Tarihi
1435
Basım Yeri
Beyrut, Lübnan -
Beyrut, Lübnan: Arap Bilim Evi - Yayıncılar
Konu
Tarih, Etki, Sosyal koşullar, Sosyal tarih
Tür
Kitap
Dil
Arapça
Dijital
Hayır
Yazma
Hayır
Sayfa Sayısı
254
Fiziksel Boyutlar
254 صفحة
Kütüphane
Minnesota Üniversitesi Kütüphaneleri
Demirbaş Numarası
ISBN: 9786140112742, ISBN: 6140112745
Kayıt Numarası
cdi_globaltitleindex_catalog_137670332
Lokasyon
Rica etmek
Tarih
1435
Notlar
Roukoz Estefan, yeni romanı “Unutmanın Köşesi”nde günümüzün balkonundan Lübnan'ın modern tarihini yeniden anlatıyor. Kaderin absürdlüğü ile hayatın absürtlüğü arasında, Lübnan iç savaşı dönemine tanıklık eden roman, Kuzey Lübnan'daki bir bölgede yaşamın akışını izleyerek tanıklık ediyor ve buna romanın anlatıcısı, kahramanı ve diğer karakterlerle ilişkisi olan yaşlı bir adamın gözünden tanıklık ediyor. Romancı, başlığından romanın içine girerek, karakterlerin iç dünyalarına ve kişisel anılarına doğru gezinir. Savaşın kurbanlarından biri gibi görünen ve bir kabuk tarafından yarı canlı bir insana dönüştürülen romanın kahramanının elinde şu anı kalmıştı: "Artık insan değildim. İsim olarak insan oldum, yarı felçli, şekli bozuk, adeta bir canavara dönüştüm, yüzünün yarısı ateşle yanmıştı... O gün normal hayatım için geri sayım başladı ve resmen yavaş ölüm durumuna girdim..." Böylece savaş, adamın gidişatını değiştirdi. Yaşam, insanların görünen ve gizli davranışlarını yakından gözlemleyerek ölümü bekleme durumuna dönüşür. Ölüm onu rüyalarında ziyaret etmeye, uykusuna dadanmaya başlamış ve en çok sakladığı şey oğlunun aile ahlakı iyi olmayan bir kadınla evlenmesiydi. Onu ailenin statüsüne yakışmayan bir sosyal çevreden seçmişti ve bu durum, özellikle hastalığının ağırlaşması ve yaptıklarından habersiz hale gelip özel bakıma ihtiyaç duyması üzerine oğlunun kendisine karşı dönmesini ve onu terk etmesini takıntı haline getirmişti. Romanda özelden genele doğru ilerleyen romancı, kalemini Lübnan savaşının sembollerine, şeytanlarına, mezhepçilik ateşini körükleyen yakın ve uzak ülkelere daldırıyor, siyasi çıkarları ve bireylerin çıkarlarını milletin çıkarlarından üstün tutuyor. İlk lideri “Fındık”, ikinci lideri “Fıstık”, Suriye müdahalesini ise “İşgal Ordusu” olarak sembolize ediyor. Abu Youssef, meşruiyetin orada burada kaybolduğunu söylüyor. Fındık meşruiyeti temsil ettiğini söylüyor, Fıstık da aynı şeyi söylüyor. Sorun şu ki, bu ülkedeki meşruiyet, ülkeyi oluşturan iki mezhep arasında her zaman eşit olarak bölünmüş durumda. Meşruiyetin yarısı fındıkta, diğer yarısı da antep fıstığında var. Meşruiyet her iki tarafı da kapsamıyorsa bu, hiç kimse için meşruiyetin olmadığı anlamına gelir. Onun adına alınan herhangi bir karar eksik, yarım yamalak ve tartışmalı bir karardır ve Nuduq'un aldığı karardaki sorun da burada yatmaktadır." Romancı bu sahneden ülkedeki genel manzarayı aktarıyor: “bombalama”, “yerinden edilme” ve “ölüm”: işgal ordusunun uçağı ilk kez başkanlık sarayı üzerinde uçuyor. Bu, uluslararası kararın uygulanmasına uluslararası yeşil ışık yakıldığı anlamına geliyor. Nuduq'u vurma savaşı başlar. Her yere mermiler yağıyor yine...” --
Baskı
الطبعة الأولى