Malik Bin Nebi’nin Sömürülebilirlik ve Bourdieu’nün Sembolik Şiddet Kavramları Işığında Aşağılık Kompleksi | Kütüphane.osmanlica.com

Malik Bin Nebi’nin Sömürülebilirlik ve Bourdieu’nün Sembolik Şiddet Kavramları Işığında Aşağılık Kompleksi

İsim Malik Bin Nebi’nin Sömürülebilirlik ve Bourdieu’nün Sembolik Şiddet Kavramları Işığında Aşağılık Kompleksi
Yazar Müşerref Yardım
Basım Yeri Mardin Artuklu University - Mardin Artuklu University
Konu Mukaddime, 2021-05, Vol.12 (1), p.172-193
Tür Kitap
Dil ara,eng,tur
Dijital Evet
Yazma Hayır
Kütüphane: Mektup Kütüphanesi
Demirbaş Numarası ISSN: 1309-6087, EISSN: 2459-0711, DOI: 10.19059/mukaddime.867303
Kayıt Numarası cdi_doaj_primary_oai_doaj_org_article_32bf86320f164535991783210f75ebd7
Lokasyon Open Access资源_DOAJ
Notlar Temelini oryantalist söylemin oluşturduğu sömürgecilik tarihi eskilere dayansa da Batı'nın sömürge faaliyetleri 19.yüzyıldan itibaren hız kazanmıştır. Kısa bir zaman içinde Batılı devletler dünya coğrafyasının büyük bir kısmını zihinsel veya fiziksel olarak sömürge altına almışlardır. Oryantalist söylemin ortaya çıkardığı “üstün ve gelişmiş ben” ve “geri kalmış öteki” ayrımı sömürgeci sistemin de çıkış noktasını oluşturmaktadır. Tahakküm yöntemiyle sömürgeci ben’in karşısına sömürülen öteki yerleştirilmiştir. Sömürgeci zihniyetin, ortaya koyduğu uygulamalarla sömürgecilerle sömürülenler arasında dini, etnik ve kültürel farklılıkları öne sürerek kesin bir ayrım yapmakla kalmadığı, "Batı'nın her anlamda üstünlüğünü" empoze ederek kültürel asimilasyona da başvurduğu görülmektedir. Sömürgeci-sömürülen ilişkisi egemenlik, ötekileştirme, eşitsizlikler ve ayrımcılıklar üzerine kurulmuştur. Batı'nın emperyalist egemenliği kimi zaman zorla kimi zaman da rızaya dayalı kabullenmeyle şekillenmektedir. Sömürgecilerin, sömürülenlere yönelik tutumlarının temelinde bulunan ötekileştirme ve aşağılama sömürülen halkta ortaya çıkan aşağılık kompleksi ve buna bağlı psikolojik teslimiyete işaret etmektedir. Sömürgeci tutumlar karşısında psikolojik bir yenilgi içerisinde olan sömürülenlerin zayıf ve yetersiz kaldıkları düşüncesini benimsedikleri görülmektedir. Bu çalışma sömürgeye maruz kalan insanların sömürgeciler karşısında kabullenilmiş psikolojik yenilgilerini Malik Bin Nebi'nin sömürülebilirlik ve Bourdieu'nün sembolik şiddet kavramları üzerinden analiz etmektedir. Her iki yaklaşım da sömürgeleştirilmiş zihinlerden yola çıkarak sömürgeci güçlerin üstünlük kompleksine karşı sömürülenlerin geliştirdikleri aşağılık kompleksine dikkat çekmektedir. Sömürgeciliğin yol açtığı psikolojik hasarın içselleştirilen aşağılık hissine dayandığı iddia edilirken sömürülenlerin düşünce ve davranışlarında empoze olmaksızın rıza ve gönüllülük boyutu dile getirilmektedir.
Detaylı Başlık Malik Bin Nebi’nin Sömürülebilirlik ve Bourdieu’nün Sembolik Şiddet Kavramları Işığında Aşağılık Kompleksi
Kaynağa git Mektup Kütüphanesi Leitir Library
Leitir Library Mektup Kütüphanesi
Kaynağa git

Malik Bin Nebi’nin Sömürülebilirlik ve Bourdieu’nün Sembolik Şiddet Kavramları Işığında Aşağılık Kompleksi

Yazar Müşerref Yardım
Basım Yeri Mardin Artuklu University - Mardin Artuklu University
Konu Mukaddime, 2021-05, Vol.12 (1), p.172-193
Tür Kitap
Dil ara,eng,tur
Dijital Evet
Yazma Hayır
Kütüphane Mektup Kütüphanesi
Demirbaş Numarası ISSN: 1309-6087, EISSN: 2459-0711, DOI: 10.19059/mukaddime.867303
Kayıt Numarası cdi_doaj_primary_oai_doaj_org_article_32bf86320f164535991783210f75ebd7
Lokasyon Open Access资源_DOAJ
Notlar Temelini oryantalist söylemin oluşturduğu sömürgecilik tarihi eskilere dayansa da Batı'nın sömürge faaliyetleri 19.yüzyıldan itibaren hız kazanmıştır. Kısa bir zaman içinde Batılı devletler dünya coğrafyasının büyük bir kısmını zihinsel veya fiziksel olarak sömürge altına almışlardır. Oryantalist söylemin ortaya çıkardığı “üstün ve gelişmiş ben” ve “geri kalmış öteki” ayrımı sömürgeci sistemin de çıkış noktasını oluşturmaktadır. Tahakküm yöntemiyle sömürgeci ben’in karşısına sömürülen öteki yerleştirilmiştir. Sömürgeci zihniyetin, ortaya koyduğu uygulamalarla sömürgecilerle sömürülenler arasında dini, etnik ve kültürel farklılıkları öne sürerek kesin bir ayrım yapmakla kalmadığı, "Batı'nın her anlamda üstünlüğünü" empoze ederek kültürel asimilasyona da başvurduğu görülmektedir. Sömürgeci-sömürülen ilişkisi egemenlik, ötekileştirme, eşitsizlikler ve ayrımcılıklar üzerine kurulmuştur. Batı'nın emperyalist egemenliği kimi zaman zorla kimi zaman da rızaya dayalı kabullenmeyle şekillenmektedir. Sömürgecilerin, sömürülenlere yönelik tutumlarının temelinde bulunan ötekileştirme ve aşağılama sömürülen halkta ortaya çıkan aşağılık kompleksi ve buna bağlı psikolojik teslimiyete işaret etmektedir. Sömürgeci tutumlar karşısında psikolojik bir yenilgi içerisinde olan sömürülenlerin zayıf ve yetersiz kaldıkları düşüncesini benimsedikleri görülmektedir. Bu çalışma sömürgeye maruz kalan insanların sömürgeciler karşısında kabullenilmiş psikolojik yenilgilerini Malik Bin Nebi'nin sömürülebilirlik ve Bourdieu'nün sembolik şiddet kavramları üzerinden analiz etmektedir. Her iki yaklaşım da sömürgeleştirilmiş zihinlerden yola çıkarak sömürgeci güçlerin üstünlük kompleksine karşı sömürülenlerin geliştirdikleri aşağılık kompleksine dikkat çekmektedir. Sömürgeciliğin yol açtığı psikolojik hasarın içselleştirilen aşağılık hissine dayandığı iddia edilirken sömürülenlerin düşünce ve davranışlarında empoze olmaksızın rıza ve gönüllülük boyutu dile getirilmektedir.
Detaylı Başlık Malik Bin Nebi’nin Sömürülebilirlik ve Bourdieu’nün Sembolik Şiddet Kavramları Işığında Aşağılık Kompleksi
Leitir Library
Mektup Kütüphanesi yönlendiriliyorsunuz...

Lütfen bekleyiniz.