İslâm Hukukunda Küllî Kâidelerin Hukukun İşlevleri Arasındaki Antinomi/Çatışma Bağlamında Değerlendirilmesi | Kütüphane.osmanlica.com

İslâm Hukukunda Küllî Kâidelerin Hukukun İşlevleri Arasındaki Antinomi/Çatışma Bağlamında Değerlendirilmesi

İsim İslâm Hukukunda Küllî Kâidelerin Hukukun İşlevleri Arasındaki Antinomi/Çatışma Bağlamında Değerlendirilmesi
Yazar ALSAÇ, Hatice
Basım Yeri Hitit University - Hitit University
Konu Antinomy, Islamic law, Justice
Tür Kitap
Dil ara,eng,tur
Dijital Evet
Yazma Hayır
Kütüphane: Mektup Kütüphanesi
Demirbaş Numarası ISSN: 2757-6949, EISSN: 2757-6949, DOI: 10.14395/hid.1156814
Kayıt Numarası cdi_doaj_primary_oai_doaj_org_article_02d01a8808dc41a497c6aefc55638972
Lokasyon DOAJ Directory of Open Access Journals
Notlar Hukuk, toplumsal ilişkileri düzenleyen bir sistem olarak, insanların hayatında aktif bir rol oynamaktadır. Toplumsal yaşamı düzenleyen kurallar arasında hukuk kuralları, önemli bir yere sahiptir. Bu durum “Nerede toplum varsa orada hukuk vardır” şeklinde açık bir şekilde formalize edilmektedir. Hukukun niteliğinin anlaşılması, işlevlerinin bilinmesini gerektirmektedir. Hukukun farklı işlevlerinden bahsedilmekle birlikte hukukun öne çıkan temel işlevleri; adaleti sağlamak, toplum hayatını düzenlemek ve sosyal ihtiyaçları karşılamaktır (pratik yarar sağlamak). Hukukun farklı işlevlerinin bulunuyor oluşu bu işlevler arasında antinomik/çatışık görünümleri kaçınılmaz kılmaktadır. Bu durum, hukukun işlevleri arasında çatışma meydana geldiğinde hangisinin önceleneceği problemini gündeme getirmektedir. Yapılması gereken, hukukun farklı işlevleri arasında bir denge sağlanmaya çalışılmasıdır. Hukukun, “adaletin gerçekleşmesi” nihai hedefine ulaşmak için bu işlevler arasında dengeli ve uyumlu bir yaklaşım izlemesi gerekir. “Hukuk, adalete yönelmiş bulunan bir toplumsal yaşam düzeni” olarak tanımlanır. Hukukun amacı, adalet idesine ulaşmaktır. Ancak adaletin, her zaman sadece insanların istekleri ile kendiliğinden gerçekleşmesi mümkün olmadığından, başka bir müdahale gerekmektedir. Bu müdahale de hukuki emniyetin sağlanması anlamına gelmekte ve bir düzeni ifade etmektedir. Hukukun adalet ve sosyal ihtiyaçları karşılama işlevlerinden bahsedebilmek, öncelikle bir düzen olarak ortaya çıkmasını gerektirmektedir.Çalışmamız İslâm hukukunda küllî kâidelerin hukukun fonksiyonları ile irtibatına odaklanmaktadır. İslâm hukuk tarihinde kanunlaştırma hareketleriyle birlikte önemi daha da artan küllî kâideler incelediğinde, hukukun temel işlevlerinin küllî kâidelerde de karşılık bulduğu görülmektedir. Küllî kâideler, İslâm hukukunun biçimsel bir düzene sokulmaya çalışılmasının ürünü olarak, hukukun farklı işlevlerini esas alan içeriktedir. Küllî kâideler, kanunlaştırmanın da bir tezâhürü olarak, açık ve kesin ifade yapılarına sahiptir. Bu bakımdan hukukun düzen işlevini temel almaktadır. Bununla birlikte içerik olarak değerlendirildiklerinde hukukun pratik yarar sağlama ve adaleti temin etme işlevlerine dair düzenlemeler içerdikleri görülmektedir. Örneğin “bir işten maksat neyse hüküm ona göredir/el-umūru bi maḳāṣidihā” kâidesi tasarruflarda kişinin iradesinin esas alınmasını düzenlemekle hukukun adaleti sağlama işlevini ifade etmektedir. “Zarar izâle olunur/eḍ-ḍararu yuzāl” kâidesi yarar ve zarar bağlamı düşünüldüğünde hukukun insanlar için pratik yarar sağlama işlevi ile ilgilidir. “Meşakkat teysiri celb eder/el-meşaḳḳa teclibu’t-teysīr” kâidesi de yine İslâm hukukunda ihtiyaç, zaruret, ruhsat gibi temel meselelere dair düzenlemeleri içermektedir. “ det muhakkemdir/el-‘āde muḥaḳḳeme” kâidesi, insanların sosyal ihtiyaçlarının karşılanması bağlamında gündeme gelmektedir. Kâideler tek başlarına değerlendirildiğinde hukukun farklı işlevlerini ifade etmekte, birlikte değerlendirildiklerinde ise bu sebeple aralarında çatışma olması kaçınılmaz olmaktadır. Örneğin “bir işten maksat ne ise hüküm ona göredir” kâidesine göre bir kişinin tasarruflarından sorumlu olması kişinin kastına bağlı olmasına rağmen, “zarar izâle olunur” kâidesi, kasıtsız da olsa başkasının malına zarar verilmesi durumunda tazmin sorumluluğu doğmasını gerektirmektedir.Çalışmanın amacı, İslâm hukukunda küllî kâidelerin ve literatürde “kâidelerin istisnaları” olarak atıfta bulunulan durumların, hukukun işlevleri arasındaki çatışmalar bağlamında değerlendirilmesidir. Çalışmamızda öncelikle hukukun işlevleri üzerinde durarak, bu işlevlerin küllî kâidelerde ne şekilde karşılık bulduğunu tespit etmeye çalıştık. Hukukun farklı işlevleri arasındaki antinomik görünümleri, İslâm hukukunda küllî kâideler zemininde örneklendirdik. Küllî kâideler arasında ortaya çıkan antinomik durumlarda, hukukun işlevleri arasında tercih yapılırken dikkate alınan daha üst tikel normlar, örf ve âdetler, zaruret ve ihtiyaç gibi yüksek değerlere işaret etmeye çalıştık. Çalışmanın kaynakları arasında küllî kâidelerin son hâlinin yer aldığı Mecelle ve Mecelle’nin şerhleri yer almaktadır. Yeri geldikçe kavâid literatürüne dair yazılmış eserlere ve küllî kâidelerin örneklendirilmesi için klasik fıkıh kaynaklarına başvurduk. Hukukun işlevleri ile ilgili olarak, hukuk ile ilgili çalışmaları olan önemli isimlerin eserlerinden yararlandık. Law, as a system that regulates social relations, takes an active part in people's lives. Law rules have an important place among other rules regulating social life. The statement that “Where there is society, there is law” clearly formalizes this fact. Understanding the character of law requires knowing its functions. The main functions of law are to provide justice, organize community life, and achieve practical benefits. The fact that law has various functions makes antinomic appearances inevitable. This brings up the problem of which function should be prioritized when antinomy occurs among the functions of law. In order for the law to achieve its ultimate goal of “realization of justice”, it needs to follow a balanced and harmonious approach between these functions. Law is defined as “a social life order oriented towards justice”. The purpose of law is to reach the idea of justice. Justice cannot always be achieved by people's wishes alone. For this reason, another intervention is required. This intervention means ensuring legal security and expressing an order. Being able to talk about the functions of law to provide justice and to meet social needs, the law must emerge as an order.Our study focuses on connection between “legal maxims” (al-qawāid al-qulliyya) of Islamic law with the functions of law. When we examine the “legal maxims” of Islamic law, whose importance has increased with the codification movements in the history of Islamic law, we see that the main functions of law are also found in the “legal maxims”. “Legal maxims” are the product of trying to put Islamic law into a formal order and have contents based on various functions of law. “Legal maxims” as an indicator of coding have clear and precise expression structures. In this respect, “legal maxims” are primarily based on the order function of law. When evaluated in terms of content, it is seen that the “legal maxims” include regulations regarding the functions of law to provide practical benefits and to provide justice. For instance, the maxim of "al-umūru bi maqāṣidihā" regulates the will of the person in the dispositions and it expresses the function of law to provide justice; the maxim of "al-ḍararu yuzāl", when considering the context of benefit and harm, expresses the function of law to provide practical benefits for people; the maxim of "al-mashaqqa tajlibu al-taysīr" also includes regulations on fundamental issues such as need, necessity, and permission in Islamic law; or, the maxim of "al-‘āda muḥaḳḳama" comes to the fore in relation to meeting the social needs of people. When the “legal maxims” are evaluated one by one, we come to see that they express different functions of the law, and when they are considered together, there appears an inevitable antinomy between them. For example, according to the maxim of "al-umūru bi maqāṣidihā", responsibility for one's actions depends on one's intentions. On the other hand, the maxim of "al-ḍararu yuzāl" requires compensation liability in case of damaging to someone else's property, albeit unintentionally.The study aims to evaluate the “legal maxims” in Islamic law, and the situations referred to as "legal maxim's exceptions" in the context of antinomy between their functions. In our study, we have primarily focused on the functions of law and tried to determine how these functions correspond to the “legal maxims”. We have exemplified the antinomic aspects between the functions of law on the basis of “legal maxims” in Islamic law. We tried to point out the high values such as special norms, customs and traditions of the people, necessities, and needs, which are taken into account when choosing between the functions of law in antinomic situations that arise between the “legal maxims”. Among the study, sources are al-Majalla, which include the final version of the “legal maxims”, and the commentaries of al-Majalla. We have also consulted the works in the literature of “legal maxims” when necessary, and classical fiqh sources to exemplify the “legal maxims”. Regarding the functions of law, we have benefited from the works of influential scholars who have studies the law.
Detaylı Başlık İslâm Hukukunda Küllî Kâidelerin Hukukun İşlevleri Arasındaki Antinomi/Çatışma Bağlamında Değerlendirilmesi
Kaynağa git Mektup Kütüphanesi Leitir Library
Leitir Library Mektup Kütüphanesi
Kaynağa git

İslâm Hukukunda Küllî Kâidelerin Hukukun İşlevleri Arasındaki Antinomi/Çatışma Bağlamında Değerlendirilmesi

Yazar ALSAÇ, Hatice
Basım Yeri Hitit University - Hitit University
Konu Antinomy, Islamic law, Justice
Tür Kitap
Dil ara,eng,tur
Dijital Evet
Yazma Hayır
Kütüphane Mektup Kütüphanesi
Demirbaş Numarası ISSN: 2757-6949, EISSN: 2757-6949, DOI: 10.14395/hid.1156814
Kayıt Numarası cdi_doaj_primary_oai_doaj_org_article_02d01a8808dc41a497c6aefc55638972
Lokasyon DOAJ Directory of Open Access Journals
Notlar Hukuk, toplumsal ilişkileri düzenleyen bir sistem olarak, insanların hayatında aktif bir rol oynamaktadır. Toplumsal yaşamı düzenleyen kurallar arasında hukuk kuralları, önemli bir yere sahiptir. Bu durum “Nerede toplum varsa orada hukuk vardır” şeklinde açık bir şekilde formalize edilmektedir. Hukukun niteliğinin anlaşılması, işlevlerinin bilinmesini gerektirmektedir. Hukukun farklı işlevlerinden bahsedilmekle birlikte hukukun öne çıkan temel işlevleri; adaleti sağlamak, toplum hayatını düzenlemek ve sosyal ihtiyaçları karşılamaktır (pratik yarar sağlamak). Hukukun farklı işlevlerinin bulunuyor oluşu bu işlevler arasında antinomik/çatışık görünümleri kaçınılmaz kılmaktadır. Bu durum, hukukun işlevleri arasında çatışma meydana geldiğinde hangisinin önceleneceği problemini gündeme getirmektedir. Yapılması gereken, hukukun farklı işlevleri arasında bir denge sağlanmaya çalışılmasıdır. Hukukun, “adaletin gerçekleşmesi” nihai hedefine ulaşmak için bu işlevler arasında dengeli ve uyumlu bir yaklaşım izlemesi gerekir. “Hukuk, adalete yönelmiş bulunan bir toplumsal yaşam düzeni” olarak tanımlanır. Hukukun amacı, adalet idesine ulaşmaktır. Ancak adaletin, her zaman sadece insanların istekleri ile kendiliğinden gerçekleşmesi mümkün olmadığından, başka bir müdahale gerekmektedir. Bu müdahale de hukuki emniyetin sağlanması anlamına gelmekte ve bir düzeni ifade etmektedir. Hukukun adalet ve sosyal ihtiyaçları karşılama işlevlerinden bahsedebilmek, öncelikle bir düzen olarak ortaya çıkmasını gerektirmektedir.Çalışmamız İslâm hukukunda küllî kâidelerin hukukun fonksiyonları ile irtibatına odaklanmaktadır. İslâm hukuk tarihinde kanunlaştırma hareketleriyle birlikte önemi daha da artan küllî kâideler incelediğinde, hukukun temel işlevlerinin küllî kâidelerde de karşılık bulduğu görülmektedir. Küllî kâideler, İslâm hukukunun biçimsel bir düzene sokulmaya çalışılmasının ürünü olarak, hukukun farklı işlevlerini esas alan içeriktedir. Küllî kâideler, kanunlaştırmanın da bir tezâhürü olarak, açık ve kesin ifade yapılarına sahiptir. Bu bakımdan hukukun düzen işlevini temel almaktadır. Bununla birlikte içerik olarak değerlendirildiklerinde hukukun pratik yarar sağlama ve adaleti temin etme işlevlerine dair düzenlemeler içerdikleri görülmektedir. Örneğin “bir işten maksat neyse hüküm ona göredir/el-umūru bi maḳāṣidihā” kâidesi tasarruflarda kişinin iradesinin esas alınmasını düzenlemekle hukukun adaleti sağlama işlevini ifade etmektedir. “Zarar izâle olunur/eḍ-ḍararu yuzāl” kâidesi yarar ve zarar bağlamı düşünüldüğünde hukukun insanlar için pratik yarar sağlama işlevi ile ilgilidir. “Meşakkat teysiri celb eder/el-meşaḳḳa teclibu’t-teysīr” kâidesi de yine İslâm hukukunda ihtiyaç, zaruret, ruhsat gibi temel meselelere dair düzenlemeleri içermektedir. “ det muhakkemdir/el-‘āde muḥaḳḳeme” kâidesi, insanların sosyal ihtiyaçlarının karşılanması bağlamında gündeme gelmektedir. Kâideler tek başlarına değerlendirildiğinde hukukun farklı işlevlerini ifade etmekte, birlikte değerlendirildiklerinde ise bu sebeple aralarında çatışma olması kaçınılmaz olmaktadır. Örneğin “bir işten maksat ne ise hüküm ona göredir” kâidesine göre bir kişinin tasarruflarından sorumlu olması kişinin kastına bağlı olmasına rağmen, “zarar izâle olunur” kâidesi, kasıtsız da olsa başkasının malına zarar verilmesi durumunda tazmin sorumluluğu doğmasını gerektirmektedir.Çalışmanın amacı, İslâm hukukunda küllî kâidelerin ve literatürde “kâidelerin istisnaları” olarak atıfta bulunulan durumların, hukukun işlevleri arasındaki çatışmalar bağlamında değerlendirilmesidir. Çalışmamızda öncelikle hukukun işlevleri üzerinde durarak, bu işlevlerin küllî kâidelerde ne şekilde karşılık bulduğunu tespit etmeye çalıştık. Hukukun farklı işlevleri arasındaki antinomik görünümleri, İslâm hukukunda küllî kâideler zemininde örneklendirdik. Küllî kâideler arasında ortaya çıkan antinomik durumlarda, hukukun işlevleri arasında tercih yapılırken dikkate alınan daha üst tikel normlar, örf ve âdetler, zaruret ve ihtiyaç gibi yüksek değerlere işaret etmeye çalıştık. Çalışmanın kaynakları arasında küllî kâidelerin son hâlinin yer aldığı Mecelle ve Mecelle’nin şerhleri yer almaktadır. Yeri geldikçe kavâid literatürüne dair yazılmış eserlere ve küllî kâidelerin örneklendirilmesi için klasik fıkıh kaynaklarına başvurduk. Hukukun işlevleri ile ilgili olarak, hukuk ile ilgili çalışmaları olan önemli isimlerin eserlerinden yararlandık. Law, as a system that regulates social relations, takes an active part in people's lives. Law rules have an important place among other rules regulating social life. The statement that “Where there is society, there is law” clearly formalizes this fact. Understanding the character of law requires knowing its functions. The main functions of law are to provide justice, organize community life, and achieve practical benefits. The fact that law has various functions makes antinomic appearances inevitable. This brings up the problem of which function should be prioritized when antinomy occurs among the functions of law. In order for the law to achieve its ultimate goal of “realization of justice”, it needs to follow a balanced and harmonious approach between these functions. Law is defined as “a social life order oriented towards justice”. The purpose of law is to reach the idea of justice. Justice cannot always be achieved by people's wishes alone. For this reason, another intervention is required. This intervention means ensuring legal security and expressing an order. Being able to talk about the functions of law to provide justice and to meet social needs, the law must emerge as an order.Our study focuses on connection between “legal maxims” (al-qawāid al-qulliyya) of Islamic law with the functions of law. When we examine the “legal maxims” of Islamic law, whose importance has increased with the codification movements in the history of Islamic law, we see that the main functions of law are also found in the “legal maxims”. “Legal maxims” are the product of trying to put Islamic law into a formal order and have contents based on various functions of law. “Legal maxims” as an indicator of coding have clear and precise expression structures. In this respect, “legal maxims” are primarily based on the order function of law. When evaluated in terms of content, it is seen that the “legal maxims” include regulations regarding the functions of law to provide practical benefits and to provide justice. For instance, the maxim of "al-umūru bi maqāṣidihā" regulates the will of the person in the dispositions and it expresses the function of law to provide justice; the maxim of "al-ḍararu yuzāl", when considering the context of benefit and harm, expresses the function of law to provide practical benefits for people; the maxim of "al-mashaqqa tajlibu al-taysīr" also includes regulations on fundamental issues such as need, necessity, and permission in Islamic law; or, the maxim of "al-‘āda muḥaḳḳama" comes to the fore in relation to meeting the social needs of people. When the “legal maxims” are evaluated one by one, we come to see that they express different functions of the law, and when they are considered together, there appears an inevitable antinomy between them. For example, according to the maxim of "al-umūru bi maqāṣidihā", responsibility for one's actions depends on one's intentions. On the other hand, the maxim of "al-ḍararu yuzāl" requires compensation liability in case of damaging to someone else's property, albeit unintentionally.The study aims to evaluate the “legal maxims” in Islamic law, and the situations referred to as "legal maxim's exceptions" in the context of antinomy between their functions. In our study, we have primarily focused on the functions of law and tried to determine how these functions correspond to the “legal maxims”. We have exemplified the antinomic aspects between the functions of law on the basis of “legal maxims” in Islamic law. We tried to point out the high values such as special norms, customs and traditions of the people, necessities, and needs, which are taken into account when choosing between the functions of law in antinomic situations that arise between the “legal maxims”. Among the study, sources are al-Majalla, which include the final version of the “legal maxims”, and the commentaries of al-Majalla. We have also consulted the works in the literature of “legal maxims” when necessary, and classical fiqh sources to exemplify the “legal maxims”. Regarding the functions of law, we have benefited from the works of influential scholars who have studies the law.
Detaylı Başlık İslâm Hukukunda Küllî Kâidelerin Hukukun İşlevleri Arasındaki Antinomi/Çatışma Bağlamında Değerlendirilmesi
Leitir Library
Mektup Kütüphanesi yönlendiriliyorsunuz...

Lütfen bekleyiniz.