Isfahan Mescid-i Cuması ile Malatya Ulu Camii Özelinde Büyük Selçuklu Mirasının Anadolu’ya Yansıması | Kütüphane.osmanlica.com

Isfahan Mescid-i Cuması ile Malatya Ulu Camii Özelinde Büyük Selçuklu Mirasının Anadolu’ya Yansıması

İsim Isfahan Mescid-i Cuması ile Malatya Ulu Camii Özelinde Büyük Selçuklu Mirasının Anadolu’ya Yansıması
Yazar DOĞAN, Belkıs
Basım Yeri Diyanet İşleri Başkanlığı - Diyanet İşleri Başkanlığı
Konu Diyanet ilmi dergi, 2023-12, Vol.59 (4), p.1261-1282
Tür Kitap
Dil ara,eng
Dijital Evet
Yazma Hayır
Kütüphane: Mektup Kütüphanesi
Demirbaş Numarası ISSN: 1300-8498, DOI: 10.61304/did.1380084
Kayıt Numarası cdi_doaj_primary_oai_doaj_org_article_54740bb513d247809548959ba0f28322
Lokasyon DOAJ Directory of Open Access Journals
Notlar Cami, İslâm medeniyetinde merkezî öneme sahip bir yapı türüdür. İslâm’ın ilk mabedlerinden olan ve Hz. Peygamber (s.a.s.) devrinde inşa edilen Mescid-i Nebevî, prototip bir külliye gibi gerek plan gerekse işlev bakımından kendinden sonra inşa edilen camilere öncülük etmiştir. Fetihler neticesinde yerleşik ve köklü kültüre sahip pek çok kavimle temas içinde olunması, Müslümanların söz konusu medeniyetlerin mimari ve sanat birikiminden istifade etmelerini beraberinde getirmiştir. Bu doğrultuda İslâm coğrafyasının çeşitli bölgelerinde birbirinden farklı cami tipolojileri uygulanmıştır. Makalede mukayeseli olarak ele alınan Isfahan Mescid-i Cuması ile Malatya Ulu Camii’ne ait mihrap önü kubbeli, eyvanlı ve avlulu plan tipi ise Büyük Selçuklular tarafından geliştirilmiş olup İslâm mimarisinin bir dönemine damga vuran cami tipolojilerinin başında gelmektedir. Söz konusu plan tipinin Türk-İslâm mimarisi içerisindeki özgünlüğünden hareketle çalışmada öncelikle İran’da bulunan Büyük Selçuklu dönemi eserlerinden Isfahan Mescid-i Cuması ele alınmıştır. Ardından planın Anadolu’daki temsilcisi Malatya Ulu Camii üzerinde durulmuştur. Son olarak makalede öne sürülen Büyük Selçuklu mimari geleneğinin Diyâr-ı Rûm’a tesirinin Malatya Ulu Camii ile sınırlı kalmadığı yönündeki görüş detaylandırılmıştır. The mosque is a significant and essential form of architecture in Islamic civilization. One of the earliest Islamic places of worship is Masjid al-Nabawi, constructed during the era of the Prophet Muhammad (saw). It was a pioneering prototype in both design and function, establishing the benchmark for subsequent mosques and social complexes. Through conquering and interacting with diverse cultures, all with their individual deep-rooted traditions, Muslims were able to access the abundant architectural and artistic heritage of these societies. This cross-cultural interchange resulted in the establishment of diverse mosque typologies across the Islamic world. The specific architectural style, featuring a dome situated in front of the mihrab and adorned with iwans (vaulted halls), along with a central courtyard, as evidenced in the Masjid al-Jameh of Isfahan and the Grand Mosque of Malatya, became a notable example of Islamic architecture during the Great Seljuk Period. Given the unique architectural style in the Turkish-Islamic heritage, this study primarily centers on Masjid al-Jameh, a masterpiece of the Great Seljuk Period located in Iran. It subsequently shifts its focus to Anatolia, which is exemplified by the Grand Mosque of Malatya. Finally, from a different perspective, it has been assessed that the influence of the Great Seljuk architectural tradition on Anatolia was not limited to the Grand Mosque of Malatya.
Detaylı Başlık Isfahan Mescid-i Cuması ile Malatya Ulu Camii Özelinde Büyük Selçuklu Mirasının Anadolu’ya Yansıması
Kaynağa git Mektup Kütüphanesi Leitir Library
Leitir Library Mektup Kütüphanesi
Kaynağa git

Isfahan Mescid-i Cuması ile Malatya Ulu Camii Özelinde Büyük Selçuklu Mirasının Anadolu’ya Yansıması

Yazar DOĞAN, Belkıs
Basım Yeri Diyanet İşleri Başkanlığı - Diyanet İşleri Başkanlığı
Konu Diyanet ilmi dergi, 2023-12, Vol.59 (4), p.1261-1282
Tür Kitap
Dil ara,eng
Dijital Evet
Yazma Hayır
Kütüphane Mektup Kütüphanesi
Demirbaş Numarası ISSN: 1300-8498, DOI: 10.61304/did.1380084
Kayıt Numarası cdi_doaj_primary_oai_doaj_org_article_54740bb513d247809548959ba0f28322
Lokasyon DOAJ Directory of Open Access Journals
Notlar Cami, İslâm medeniyetinde merkezî öneme sahip bir yapı türüdür. İslâm’ın ilk mabedlerinden olan ve Hz. Peygamber (s.a.s.) devrinde inşa edilen Mescid-i Nebevî, prototip bir külliye gibi gerek plan gerekse işlev bakımından kendinden sonra inşa edilen camilere öncülük etmiştir. Fetihler neticesinde yerleşik ve köklü kültüre sahip pek çok kavimle temas içinde olunması, Müslümanların söz konusu medeniyetlerin mimari ve sanat birikiminden istifade etmelerini beraberinde getirmiştir. Bu doğrultuda İslâm coğrafyasının çeşitli bölgelerinde birbirinden farklı cami tipolojileri uygulanmıştır. Makalede mukayeseli olarak ele alınan Isfahan Mescid-i Cuması ile Malatya Ulu Camii’ne ait mihrap önü kubbeli, eyvanlı ve avlulu plan tipi ise Büyük Selçuklular tarafından geliştirilmiş olup İslâm mimarisinin bir dönemine damga vuran cami tipolojilerinin başında gelmektedir. Söz konusu plan tipinin Türk-İslâm mimarisi içerisindeki özgünlüğünden hareketle çalışmada öncelikle İran’da bulunan Büyük Selçuklu dönemi eserlerinden Isfahan Mescid-i Cuması ele alınmıştır. Ardından planın Anadolu’daki temsilcisi Malatya Ulu Camii üzerinde durulmuştur. Son olarak makalede öne sürülen Büyük Selçuklu mimari geleneğinin Diyâr-ı Rûm’a tesirinin Malatya Ulu Camii ile sınırlı kalmadığı yönündeki görüş detaylandırılmıştır. The mosque is a significant and essential form of architecture in Islamic civilization. One of the earliest Islamic places of worship is Masjid al-Nabawi, constructed during the era of the Prophet Muhammad (saw). It was a pioneering prototype in both design and function, establishing the benchmark for subsequent mosques and social complexes. Through conquering and interacting with diverse cultures, all with their individual deep-rooted traditions, Muslims were able to access the abundant architectural and artistic heritage of these societies. This cross-cultural interchange resulted in the establishment of diverse mosque typologies across the Islamic world. The specific architectural style, featuring a dome situated in front of the mihrab and adorned with iwans (vaulted halls), along with a central courtyard, as evidenced in the Masjid al-Jameh of Isfahan and the Grand Mosque of Malatya, became a notable example of Islamic architecture during the Great Seljuk Period. Given the unique architectural style in the Turkish-Islamic heritage, this study primarily centers on Masjid al-Jameh, a masterpiece of the Great Seljuk Period located in Iran. It subsequently shifts its focus to Anatolia, which is exemplified by the Grand Mosque of Malatya. Finally, from a different perspective, it has been assessed that the influence of the Great Seljuk architectural tradition on Anatolia was not limited to the Grand Mosque of Malatya.
Detaylı Başlık Isfahan Mescid-i Cuması ile Malatya Ulu Camii Özelinde Büyük Selçuklu Mirasının Anadolu’ya Yansıması
Leitir Library
Mektup Kütüphanesi yönlendiriliyorsunuz...

Lütfen bekleyiniz.