Yazar
Konevî, Sadreddin (d.?-ö. 673/1274)
Basım Tarihi
08/11/2022
Konu
Tekke Edebiyatı - dinî-tasavvufî ahlaki eser
Tür
Kitap
Dil
Arapça
Dijital
Hayır
Yazma
Hayır
Kütüphane
Türk Edebiyatı Eserler Sözlüğü
Kayıt Numarası
el-muraselat-beyne-sadriddin-el-konevi-ve-nasiruddin-et-tusi-sadreddin-konevi
Tarih
13. Yüzyıl
Notlar
Sadreddin Konevî’nin (ö. 673/1274), İbn Sînâ takipçisi ünlü filozof ve âlimlerden Nasîrüddin Tûsî (ö. 672/1274) ile metafiziğin çeşitli bahisleri hakkında gerçekleştirdiği yazışmalardan oluşan eseri. Tam adı el-Mürâselât beyne Sadriddîn Konevî ve Nasîriddîn et-Tûsî olan eser Konevî’ye ait olan “Risâle-i mufassıha” ve “Risâle-i hâdiye” başlıklı müstakil risaleler arasında Konevî ve Tûsî arasındaki soru, cevap ve değerlendirmeleri içerir. Konevî bilhassa İbn Sînâ felsefesi başta olmak üzere filozofların çeşitli meselelerdeki görüşlerine eleştiriler yöneltir ve buradan hareketle felsefenin ve aklın imkânlarını tartışır. Tûsî ise bu eleştirilere Meşşâî felsefe geleneğin bağlı olduğu ilkeleri dikkate alarak cevaplandırmaya çalışır. Yazışmalarda Vâcibü’l-vücûd’un varlığının O’nun hakikati üzerine zait bir şey olup olmadığı, mümkün mahiyetlerin yaratılmış olup olmadıkları, ortak ve genel varlık olarak isimlendirilen varlık türlerinin mümkün olup olmadığı, filozofların sudûr teorisinin “Birden bir çıkar” şeklindeki ilkesinin ne anlama geldiği gibi konular tartışılmaktadır. Konevî “Şeyhü’r-Reis” olarak övdüğü İbn Sînâ’nın bazı görüşlerini eserlerine ve Tûsî’nin bu eserlere yazdığı şerhlere atıf yaparak tenkit eder. Aynı şekilde Tûsî de Konevî’nin bazı eserlerini zikrederek onun görüşlerini değerlendirir. Eser bir bütün olarak felsefe ve tasavvuf arasındaki ilişkiyi anlamak bakımından önem arz eder. Konevî, tasavvufun başlarda fıkıh, hadis ve kelam gibi dinî ilimlere bağımlı bir disiplin olarak gelişimini dikkate alarak eskiden sûfîler ile kelamcılar arasında fikir birliği oluşmasının mümkün olduğu iddiasını eleştirerek, muhakkik sûfîler ile ancak filozofların ortak bazı kanaatlere sahip olabileceğini savunur. Bu durum, İbnü'l-Arabî ve Konevî ile birlikte metafizik karakterli bir hüviyete kavuşan yeni tasavvuf anlayışının bir sonucudur. Bu anlayışa göre tasavvuf, bir varlık ve bilgi görüşü ortaya koyabilen ve nesnellik iddiası taşıyan metafizik bir disiplindir ve bu yönüyle muhatabı aynı iddiaya sahip olan felsefe olmalıdır. Bu meyanda Konevî bu eserde, diğer kitaplarında zaman zaman dile getirdiği üzere aklî yöntemlerin sınırlılıklarına dikkat çekerek hakikate ulaşmada müşahede yönteminin önemini vurgular. Eser, Alman şarkiyatçı Gudrun Schubert tarafından Konevî’nin Risâle-i mufassıha ve Risâle-i hâdiye’si ile birlikte (Beyrut 1995) ve Abdullah Nûrânî tarafından “Ecvibetü’l-mesâʾili’n-Nasîriyye” içinde yayımlanmış (Tahran 1994), Ekrem Demirli ise bunlarıSadreddin Konevî ve Nasireddin Tûsî Arasında Yazışmalar: el-Mürâselâtadıyla Türkçeye kazandırmıştır (İstanbul 2002).Müellifin biyografisi için bk. "Konevî, Sadreddin",Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü,
ISBN
978-9944-237-87-1
Madde Yazarı
Prof. Dr. EKREM DEMİRLİ
Alfabesi
Arap
Yapısı
Mensur
Niteliği
Telif
Kaynakça
Demirli, Ekrem (2008). “Sadreddin Konevî”,TDV İslâm Ansiklopedisi.İstanbul. 35: 420-425.
Demirli, Ekrem (2015).Sadreddin Konevî’de Bilgi ve Varlık. İstanbul: Kapı Yay.
Sadreddin Konevî (2014).Konevî ve Tûsî Arasında Metafizik Üzerine Mektuplaşmalar.(çev. E. Demirli). İstanbul: Kapı Yay.
Atıf Bilgileri
DEMİRLİ, EKREM. "EL-MÜRÂSELÂT BEYNE SADRİDDÎN EL-KONEVÎ VE NASÎRUDDÎN ET-TÛSÎ (SADREDDİN KONEVÎ)".Türk Edebiyatı Eserler Sözlüğü,http://tees.yesevi.edu.tr/madde-detay/el-muraselat-beyne-sadriddin-el-konevi-ve-nasiruddin-et-tusi-sadreddin-konevi. [Erişim Tarihi: 25 Ağustos 2025].