GÜNÂH-I KEBÂİR (ZAHİR BİGİYEV) | Kütüphane.osmanlica.com

GÜNÂH-I KEBÂİR (ZAHİR BİGİYEV)

İsim GÜNÂH-I KEBÂİR (ZAHİR BİGİYEV)
Yazar Zahir Bigiyev (d. 1870 - ö. 1902)
Basım Tarihi: 14/08/2022
Konu Yenileşme Dönemi Türk Edebiyatı - roman
Tür Kitap
Dil Belirlenmemiş dil
Dijital Hayır
Yazma Hayır
Kütüphane: Türk Edebiyatı Eserler Sözlüğü
Kayıt Numarası gunah-i-kebair-zahir-bigiyev
Tarih 1890
Notlar Günah-ı Kebair, Zahir Bigiyev’in ikinci romanı. Roman, ilk kez Arap harfli Tatarca metin olarak 1890’da Kazan’da yayımlanır. Bigiyev,Günah-ı Kebair’i yazdığı dönemde Kazan’da genç bir medrese öğrencisidir.Günah-ı Kebair, matbuat çevresi tarafından konusu ve dili bakımından edebiyata yenilik getirmiş bir eser olarak kabul edilir.Roman, eğitim için Kazan’a medreseye gönderilen Gabdülgaffur’un hikâyesiyle başlar. Üç yılın sonunda Gabdülgaffur, medresede kötü arkadaşlar ve alışkanlıklar edinir. Medreseden kovulur ve Memet adlı kötü bir kişinin yanında yaşamaya başlar. Gabdülgaffur’un hikayesi ile Mahrûy’un hikayesi bir noktada kesişir.Genç bir kadın olan Mahrûy, kocası Cihangir’in ticaret için Sibirya’ya gittiği dönemde iyi şöhreti olmayan Yakup Galiyev’le gizlice görüşmeye başlar. Bir müddet sonra hamile olduğunu öğrenen Mahrûy, yaşlı bir kadının evinde gizlice doğum yapar. Bebeğin yetimhaneye verilmesine ya da bir kapıya bırakılmasına razı olmaz, yaşlı kadından bebeğine bakmasını ister. Kadının tavsiyesi üzerine uzun süredir kendisiyle görüşmeyen Yakup Galiyev’le ondan para istemek için buluşur. Eserde bu görüşmenin nasıl geçtiği anlatılmaz. Yakup Galiyev’in öldüğü ve bundan Mahrûy’un sorumlu olduğu ifade edilir. Mahrûy, mahkemede olan biteni anlatır. Yakup Galiyev’in kardeşi İbrahim Galiyev, Mahrûy’un mahkemede anlattığı yaşlı kadını bulur. Eğer mahkemede Mahrûy’u doğrularsa onun da hapis cezası alacağını söyleyerek kadını korkutur. Bebekten kurtulmasını ve Mahrûy’u yalanlamasını ister. Yaşlı kadın mahkemede Mahrûy’u yalanlayınca Mahrûy mahkum edilir.Cihangir, dönüş yolculuğunda konakladığı yerde Kazan’da cinayet işleyen genç bir kadından bahsedildiğini duyar. Kazan’a döndüğünde Mahrûy evde yoktur. Cihangir, yaşlı kadının yaşadığı binadaki hizmetliden Mahrûy’un anlattıklarının doğru olduğunu öğrenir. İbrahim Galiyev, hizmetlinin mahkemede şahitlik yapacağını öğrenir ve bunu engellemek için Memet’e para verir. Memet’e para karşılığında daha önce de kötü işler yaptırmıştır. Memet ve Gabdülgaffur, hizmetliyi öldürür. Bu arada Gabdülgaffur’a babasından bir mektup gelir. Oğlunun medreseden kovulduğunu duyan babası üzgündür, oğlunun köye dönmesini ister. Mektup, pişmanlık içindeki Gabdülgaffur’u ağlatır. Memet, biraz para bulup İstanbul’a kaçma ve orada yeni bir hayata başlama fikrini ortaya atar. İki arkadaş kilisede hırsızlık yaparken yakalanırlar. Memet’in cebinden çıkan nottan İbrahim Galiyev’in ondan hizmetliyi öldürmesi istediği anlaşılır. İbrahim Galiyev de hapse atılır. Bu arada hapiste üzüntüden hastalanan Mahrûy fenalaşır. Kalbinin durduğunu görünce öldüğünü söyleyerek defnetmeye götürülür. Toprak donmuştur ve akşam olmak üzeredir, Mahrûy’u ertesi gün gömmek üzere orada bırakırlar. Birkaç saat sonra Mahrûy adeta derin bir uykudan uyanır, kendine gelir. Kimselere görünmeden mezarlıktan evine gider. Ertesi gün yarım bıraktıkları işi tamamlamak için geri dönenler cesedi bıraktıkları yerde bulamazlar. Hapse atılmaktan korktukları için mezarı kapatırlar ve Mahrûy’un cesedinin ortadan kaybolduğunu kimseye söylemezler.Romanın son ve en kısa bölümü olan yirmi altıncı bölümünde karakterlerin son durumları hakkında bilgi verilir. Mahrûy ve Cihangir hakkında “Kazan’da ikamet etmeye çare kalmayıp, Kazan’dan kayboldular. Ama nereye, hangi şehre ve ne şekilde intikal ettikleri o derece gizli oldu ki Günah-ı Kebair adlı romanı telif eden yazara da malum olmadı.” yazılıdır.Memet, Gabdülgaffur ve İbrahim Galiyev hapishaneden kaçmayı başarırlar. Yazar, firar eden bu üç kişinin başına neler geldiğini bundan sonra yazacağı Mürted adlı romanda açıklayacağını söyleyerek romanı bitirir.Geleneksel realist romanın hayatın ve insanın iyi tarafları yanında kötü, çirkin, ayıp, ahlâksız yönlerini yansıtma özelliği Günah-ı Kebair’in esasını teşkil eder. Günah-ı Kebair’de kötü, ahlâksız, iradesiz, günahkar karakterler ve bu karakterlerin davranışları yüzünden yaşanan felaketler anlatılır. Roman bu yönüyle okuyucular için adeta bir ibret aynasıdır.Eserde anlatıcı, geleneksel halk hikayelerinde olduğu gibi varlığını belli eder. Zaman zaman araya girerek okuyucunun bilmesi gerekenleri adeta okuyucuya fısıldar. Kişilerin tasvirleri ayrıntılı değildir. Mekanlar sadece isimleri anılmak suretiyle eserde yer alırlar. Suçlular yakalanıp hapse atıldıkları halde buradan kurtulmayı başarırlar. Eserin sonunda suçlular cezasını çekmese de eser insanlar için ibret hikayesi özelliğini kaybetmez.Yazarın biyografisi için bk. “Zahir Bigiyev”.Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü.
ISBN 978-9944-237-87-1
Madde Yazarı Dr. Öğr. Üyesi Ayşen Uslu
Alfabesi Arap-Latin
Yapısı Mensur
Niteliği Telif
Kaynakça Kaynakça: Gaynullin, M. H. (1979).Tatar Megrifetçélék Edebiyatı. Kazan: Tatarstan Kitap Neşriyatı. Musin, F. (1985). “Zahir Bigiyev”.Tatar Edebiyatı Tarihı. C 2. Kazan: Tatarstan Kitap Neşriyatı, 302-318.
Atıf Bilgileri Uslu, Ayşen. "GÜNÂH-I KEBÂİR (ZAHİR BİGİYEV)".Türk Edebiyatı Eserler Sözlüğü,http://tees.yesevi.edu.tr/madde-detay/gunah-i-kebair-zahir-bigiyev. [Erişim Tarihi: 25 Ağustos 2025].
Kaynağa git Türk Edebiyatı Eserler Sözlüğü Türk Edebiyatı Eserler Sözlüğü
Türk Edebiyatı Eserler Sözlüğü Türk Edebiyatı Eserler Sözlüğü
Kaynağa git

GÜNÂH-I KEBÂİR (ZAHİR BİGİYEV)

Yazar Zahir Bigiyev (d. 1870 - ö. 1902)
Basım Tarihi 14/08/2022
Konu Yenileşme Dönemi Türk Edebiyatı - roman
Tür Kitap
Dil Belirlenmemiş dil
Dijital Hayır
Yazma Hayır
Kütüphane Türk Edebiyatı Eserler Sözlüğü
Kayıt Numarası gunah-i-kebair-zahir-bigiyev
Tarih 1890
Notlar Günah-ı Kebair, Zahir Bigiyev’in ikinci romanı. Roman, ilk kez Arap harfli Tatarca metin olarak 1890’da Kazan’da yayımlanır. Bigiyev,Günah-ı Kebair’i yazdığı dönemde Kazan’da genç bir medrese öğrencisidir.Günah-ı Kebair, matbuat çevresi tarafından konusu ve dili bakımından edebiyata yenilik getirmiş bir eser olarak kabul edilir.Roman, eğitim için Kazan’a medreseye gönderilen Gabdülgaffur’un hikâyesiyle başlar. Üç yılın sonunda Gabdülgaffur, medresede kötü arkadaşlar ve alışkanlıklar edinir. Medreseden kovulur ve Memet adlı kötü bir kişinin yanında yaşamaya başlar. Gabdülgaffur’un hikayesi ile Mahrûy’un hikayesi bir noktada kesişir.Genç bir kadın olan Mahrûy, kocası Cihangir’in ticaret için Sibirya’ya gittiği dönemde iyi şöhreti olmayan Yakup Galiyev’le gizlice görüşmeye başlar. Bir müddet sonra hamile olduğunu öğrenen Mahrûy, yaşlı bir kadının evinde gizlice doğum yapar. Bebeğin yetimhaneye verilmesine ya da bir kapıya bırakılmasına razı olmaz, yaşlı kadından bebeğine bakmasını ister. Kadının tavsiyesi üzerine uzun süredir kendisiyle görüşmeyen Yakup Galiyev’le ondan para istemek için buluşur. Eserde bu görüşmenin nasıl geçtiği anlatılmaz. Yakup Galiyev’in öldüğü ve bundan Mahrûy’un sorumlu olduğu ifade edilir. Mahrûy, mahkemede olan biteni anlatır. Yakup Galiyev’in kardeşi İbrahim Galiyev, Mahrûy’un mahkemede anlattığı yaşlı kadını bulur. Eğer mahkemede Mahrûy’u doğrularsa onun da hapis cezası alacağını söyleyerek kadını korkutur. Bebekten kurtulmasını ve Mahrûy’u yalanlamasını ister. Yaşlı kadın mahkemede Mahrûy’u yalanlayınca Mahrûy mahkum edilir.Cihangir, dönüş yolculuğunda konakladığı yerde Kazan’da cinayet işleyen genç bir kadından bahsedildiğini duyar. Kazan’a döndüğünde Mahrûy evde yoktur. Cihangir, yaşlı kadının yaşadığı binadaki hizmetliden Mahrûy’un anlattıklarının doğru olduğunu öğrenir. İbrahim Galiyev, hizmetlinin mahkemede şahitlik yapacağını öğrenir ve bunu engellemek için Memet’e para verir. Memet’e para karşılığında daha önce de kötü işler yaptırmıştır. Memet ve Gabdülgaffur, hizmetliyi öldürür. Bu arada Gabdülgaffur’a babasından bir mektup gelir. Oğlunun medreseden kovulduğunu duyan babası üzgündür, oğlunun köye dönmesini ister. Mektup, pişmanlık içindeki Gabdülgaffur’u ağlatır. Memet, biraz para bulup İstanbul’a kaçma ve orada yeni bir hayata başlama fikrini ortaya atar. İki arkadaş kilisede hırsızlık yaparken yakalanırlar. Memet’in cebinden çıkan nottan İbrahim Galiyev’in ondan hizmetliyi öldürmesi istediği anlaşılır. İbrahim Galiyev de hapse atılır. Bu arada hapiste üzüntüden hastalanan Mahrûy fenalaşır. Kalbinin durduğunu görünce öldüğünü söyleyerek defnetmeye götürülür. Toprak donmuştur ve akşam olmak üzeredir, Mahrûy’u ertesi gün gömmek üzere orada bırakırlar. Birkaç saat sonra Mahrûy adeta derin bir uykudan uyanır, kendine gelir. Kimselere görünmeden mezarlıktan evine gider. Ertesi gün yarım bıraktıkları işi tamamlamak için geri dönenler cesedi bıraktıkları yerde bulamazlar. Hapse atılmaktan korktukları için mezarı kapatırlar ve Mahrûy’un cesedinin ortadan kaybolduğunu kimseye söylemezler.Romanın son ve en kısa bölümü olan yirmi altıncı bölümünde karakterlerin son durumları hakkında bilgi verilir. Mahrûy ve Cihangir hakkında “Kazan’da ikamet etmeye çare kalmayıp, Kazan’dan kayboldular. Ama nereye, hangi şehre ve ne şekilde intikal ettikleri o derece gizli oldu ki Günah-ı Kebair adlı romanı telif eden yazara da malum olmadı.” yazılıdır.Memet, Gabdülgaffur ve İbrahim Galiyev hapishaneden kaçmayı başarırlar. Yazar, firar eden bu üç kişinin başına neler geldiğini bundan sonra yazacağı Mürted adlı romanda açıklayacağını söyleyerek romanı bitirir.Geleneksel realist romanın hayatın ve insanın iyi tarafları yanında kötü, çirkin, ayıp, ahlâksız yönlerini yansıtma özelliği Günah-ı Kebair’in esasını teşkil eder. Günah-ı Kebair’de kötü, ahlâksız, iradesiz, günahkar karakterler ve bu karakterlerin davranışları yüzünden yaşanan felaketler anlatılır. Roman bu yönüyle okuyucular için adeta bir ibret aynasıdır.Eserde anlatıcı, geleneksel halk hikayelerinde olduğu gibi varlığını belli eder. Zaman zaman araya girerek okuyucunun bilmesi gerekenleri adeta okuyucuya fısıldar. Kişilerin tasvirleri ayrıntılı değildir. Mekanlar sadece isimleri anılmak suretiyle eserde yer alırlar. Suçlular yakalanıp hapse atıldıkları halde buradan kurtulmayı başarırlar. Eserin sonunda suçlular cezasını çekmese de eser insanlar için ibret hikayesi özelliğini kaybetmez.Yazarın biyografisi için bk. “Zahir Bigiyev”.Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü.
ISBN 978-9944-237-87-1
Madde Yazarı Dr. Öğr. Üyesi Ayşen Uslu
Alfabesi Arap-Latin
Yapısı Mensur
Niteliği Telif
Kaynakça Kaynakça: Gaynullin, M. H. (1979).Tatar Megrifetçélék Edebiyatı. Kazan: Tatarstan Kitap Neşriyatı. Musin, F. (1985). “Zahir Bigiyev”.Tatar Edebiyatı Tarihı. C 2. Kazan: Tatarstan Kitap Neşriyatı, 302-318.
Atıf Bilgileri Uslu, Ayşen. "GÜNÂH-I KEBÂİR (ZAHİR BİGİYEV)".Türk Edebiyatı Eserler Sözlüğü,http://tees.yesevi.edu.tr/madde-detay/gunah-i-kebair-zahir-bigiyev. [Erişim Tarihi: 25 Ağustos 2025].
Türk Edebiyatı Eserler Sözlüğü
Türk Edebiyatı Eserler Sözlüğü yönlendiriliyorsunuz...

Lütfen bekleyiniz.