Ahterî-i Sağîr | Kütüphane.osmanlica.com

Ahterî-i Sağîr
(أختري صغير)

İsim Ahterî-i Sağîr
İsim Orijinal أختري صغير
Yazar Ahterî
Yazar Orijinal اختري، مصلح الدين مصطفی بن شمس الدين القره حصاري
Konu Dil ve dilbilim.
Tür Kitap
Dil ara,tur
Dijital Evet
Yazma Evet
Fiziksel Boyutlar 210x155-175x105 mm.
Kütüphane: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı
Demirbaş Numarası 77734
Kayıt Numarası 77734
Lokasyon Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğü/Bölge Yazma Eserler
Notlar Ahterî lakablı Muslihuddin Mustafa b. Şemseddin el-Karahisârî el-Hanefî Kanunî Sultan Süleyman zamanında yaşamış olan ulemadandır. Karahisar’da doğduğu için Karahisârî diye anılmaktadır. Kütahya’da müderrislik yapıp orada vefat etmiştir. Kaynaklarda kendisinin yazmış olduğu ve yazma nüshaları bulunan tarih, fıkhî meseleler, tarihî-edebî musâhabe ve sözlük alanlarındaki eserleri hakkında az da olsa malumat vardır. Bunlarda en meşhuru Arapça-Türkçe bir sözlük olup ve Ahterî diye şöhret bulmuş eseridir. Eser, Arapça kelimeleri alfabetik olarak sıralaması, kelimelerin karşılıklarını türkçe verip eş anlamlı bir diğer arapça kelimeyle pekiştirmesi, manasına göre kelimeyi arapça bir cümle içinde kullanması, çok kullanılan kelimeleri seçip sözlüğü bunlardan oluşturarak eserin hacmini küçülmesi gibi sebeplerle ilim çevrelerinde önemli bir yere sahip olmuştur. Kâtib Çelebi bu eserin Kübrâ ve Suğrâ şeklinde iki nüshasının bulunduğunu aktarır. Zirikli, Ahterî ismini zikretmekle yetinip nüshalarına dair herhangi bir bilgi vermemiştir. Bağdatlı İsmail Paşa ise Karahisârî’nin lügate dair olan Ahterî kitaplarından üç nüsha telif ettiğini belirtir. Bu bilgiler ışığında eserin yazmaları üzerinde çalışma yapan araştırmacılar fikir ayrılığına düşmüşlerdir. DİA Ahterî maddesinin yazarı Hulusi Kılıç eserin diğer sözlüklerden daha çok tutulup kebîr sıfatıyla anıldığını ifade eder. Bu durumun bazı yazarlarda eserin bir de sağîr ve evsat şekillerinin olduğu zannını uyandırdığını belirtir. Bununla beraber yazmalar arasında hiçbir fark olmadığını ve muhtelif baskıların aynı hacimde olduğunu söyleyip sağîr ve evsat görüşlerinin asılsız olduğunu, bunun kebîr sıfatından kaynaklandığını dile getirir. Buna göre kebîr sıfatı eserin hacminin değil şöhretinin bir sıfatıdır. Daha sonra Prof. Dr. H. Ahmet Kırkkılıç ve Prof. Dr. Yusuf Sancak da yayımladıkları Ahterî-yi Kebîr adlı kitabın girişinde Hadâ’iku’l-Hakâ’ik fî Tekmileti’ş-Şakâ’ik’te eserin üç nüshasının, Kâmûsu’l-A‘lâm’da ve Keşfü’z-Zunûn’da iki nüshasının bulunduğunu söylerler. Türk Ansiklopedisi, Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi, Büyük Larousse’nin de bu bilgiler ışığında Ahterî’nin orta ve küçük ölçekteki şekillerinin bulunduğu bilgisini kaydettiğini dile getirirler. Ancak Prof. Dr. H. Ahmet Kırkkılıç ve Prof. Dr. Yusuf Sancak da Hulusi Kılıç’ın bu konuda doğru tespit yaptığını ve Ahterî’nin tek bir nüshasının olduğu görüşünü esas alırlar. Ahterî-i Sağir üzerine bir makale yazan Doç. Dr. Sibel Murad ise Ahterî-i Kebîr ve Ahterî-i Sağîr’in farklı nüshalar olduğunu, nüshaların mukaddimelerinin farklı olduğunun, içeriğinin de farklı olduğunu çeşitli örnekler üzerinden ifade edip Ahterî-i Sağîr’in 8 nüshasını tespit ettiğini ifade eder. Sonra bunlar hakkında kısaca bilgi verir. Bu nüshalar, İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi / TY04017-1895181.1, İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi / TY04017-494.35-3, Amasya Bayazıt İl Halk Kütüphanesi / 05 GÜ 28, Samsun Vezirköprü İlçe Halk Kütüphanesi / 55 Vez 803, Manisa İl Halk Kütüphanesi / 3051, Ayasofya / 04650, Afyon Gedik Ahmet Paşa İl Halk Kütüphanesi / 03 Gedik 17528, İzmir / 00635 nüshalarıdır. Bunlardan Manisa İl Halk Kütüphanesi / 3051, Ayasofya / 04650, Afyon Gedik Ahmet Paşa İl Halk Kütüphanesi / 03 Gedik 17528, İzmir / 00635 nüshaları ve ek olarak Yozgat / 00395, Selimiye Yazmalar / 5050, Kadızade Mehmed / 00539, Manisa İl Halk Kütüphanesi / 6665, Genel / 4685, Manisa İl Halk Kütüphanesi / 8146, Serez / 03609, Bölge Yazma Eserler / BY00002395/1, Milli Kütüphane Yazmalar Koleksiyonu / 06 Mil Yz A 6703, Yazma Bağışlar / 03522, Giresun Yazmalar / 00192, Erzurum / 11 demirbaş numaralı nüshalar tarafımızca tespit edilmiştir. Böylece tespit edilebilen Ahterî-i Sağîr’in nüsha sayısı 20 olmuştur. Bu Nüshaların çoğunluğu Ahterî-i Kebîr şeklinde kayıtlara girmiştir. Bu İki farklı görüşten sonra daha doğru bir netice elde etmek için Ahterî-i Kebir ile Ahterî-i Sağîr nüshalarının yeniden karşılaştırılması yapıldı. Karşılaştırmaya esas alınan nüshalar 20-30 Muharrem 956 tarihinde istinsah edilen Yusuf Ağa Kütüphanesi / YY0000009961 numaralı Ahterî-i Kebîr nüshası ve 960 tarihinde istinsah edilen Yozgat / 00395 numaralı Ahterî-i Sağîr nüshasıdır. Bu nüshaların tercih sebebi daha önce Hulusî Kılıç’ın ‘sonraki baskılarda ekleme ve çıkarmalardan kaynaklı bazı farklılıklardan dolayı eserin büyük-küçük nüshalarının olduğu şeklinde yanlış bir anlaşılma olmuştur’ iddiasının aslında pek de yerinde olmadığını göstermek içindir. Zira her iki nüshada müellif henüz hayattayken istinsah edilmiş olup son dönemde basılmış nüshalardan değildir. Bir diğer sebep ise her iki nüshanın da güzel ve okunaklı bir hatla yazılmış olması. Böylece her iki nüsha arasındaki farklar daha rahat bir şekilde görülmüş olacaktır. Her iki nüshanın zahriye sayfasına bakıldığında Kebîr nüshasında eser adı vb. bir bilgi bulunmamaktadır. Sağîr Nüshasında eser adı Lügat-ı Ahterî-i Vasat şeklinde kayıt vardır. Her iki nüshanın mukaddimelerine bakıldığında dua cümlelerinin yer aldığı mukaddimenin girişi birbirinden tamamen farklıdır. Kebîr nüshasında الحمد لله الذي شرفنا بالنطق والبيان şeklinde başlar. Sağîr nüshasında ise mukaddime الحمد لله الذي تحيرت في سرادقات جلاله غايات علوم العلماء şeklinde başlar. Her iki nüshada müellif adı Mustafa b. Şemseddin el-Karahisârî eş-Şehîr bi’l-Ahterî diye belirtilmiştir. Mukaddimelerde Kebîr ve Sağîr nüshalarının yazılış sebepleri belirtilmiş ve iki nüshanın kaleme alınma nedenleri ayrı ayrıdır. Daha sonra eserlerin tertibinden bahsedilir. Eserlerin tertibi aynıdır ancak bölümlerdeki kelime sayısı ve bölümlerin başladığı kelimeler farklılık arz etmektedir. Nüshaların bölümleri sırayla incelenip karşılaştırıldığında farklılıklar daha iyi anlaşılacaktır. Her iki eserin bölümleri sırayla şöyledir: Faslü’l-Elifi ve’l-Bâ’i, Faslü’l-Elifi ve’t-Tâ’i, Faslü’l-Elifi ve’s-Sâ’i, Faslü’l-Elifi ve’l-Cîmi. Buna bölümlere göre önce Kebîr nüshasının daha sonra da Sağir nüshasının bilgileri verilecektir. Kebîr nüshasının birinci bölümü الأٌب kelimesiyle başlar ve bu bölümde toplam 189 kelime vardır. İkinci bölümü الأت kelimesiyle başlar ve bu bölümde 39 kelime vardır. Üçüncü bölümü الأث والأثاثة kelimesiyle başlar ve bu bölümde 56 kelime vardır. Dördüncü bölüm الأج kelimesiyle başlar ve 99 kelime vardır. Mezkûr dört bölümde toplam 383 kelime mevcuttur. Sağîr nüshasının birinci bölümü الأبث kelimesiyle başlar ve bu bölümde 118 kelime vardır. İkinci bölümü الأتان kelimesiyle başlar ve bu bölümde 22 kelime vardır. Üçüncü bölümü الأثارة kelimesiyle başlar ve bu bölümde 29 kelime vardır. Dördüncü bölümü الأجه kelimesiyle başlar ve bu bölümde 53 kelime vardır. Mezkûr son dört bölümde ise toplam 222 kelime mevcuttur. Her iki nüshanın son kısmındaki kelimelerin benzerliği muhtemelen araştırmacılara iki nüshanın da aynı olduğu fikrini benimsetti. Ancak bölümlere bakıldığında nüshaların ayrı eserler olduğu görülür. Bu bilgilere ek olarak Yozgat / 00395 nüshasının zahriye sayfasında Ahterî-i Vasat şeklinde ve Tercüman / 00076 nüshasında mukaddimenin üst kısmında Ahterî-i Mutavvel şeklinde kayıtların bulunması bu Ahterîn’nin farklı versiyonlarının olduğuna dair göz ardı edilemez bilgiler verir. Ayrıca bu bilgiler tabakat ve teracim kitaplarıyla da uyuşmaktadır.
Eser türü Telif
Eserin orijinal dili ,
Tasnif numarası/Konu 403 / Sözlükler
Koleksiyon no. BY00002395/1
Yaprak, satır, sütun sayısı 1b-165a yk., 23 st. ;
Cilt özellikleri Sözbaşları keşideli kırmızı sırtı kahverengi meşin şirazeli mukavva ciltli.
Yazım şekli (Mensur/Manzum) Mensur.
Alfabe ve yazı türü Arap harfli-Nesih.
Kaynak/Referans TÜYATOK 01-llll/1915
Kaynağa git Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı
Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı
Kaynağa git

Ahterî-i Sağîr

(أختري صغير)
Yazar Ahterî
Yazar Orijinal اختري، مصلح الدين مصطفی بن شمس الدين القره حصاري
Konu Dil ve dilbilim.
Tür Kitap
Dil ara,tur
Dijital Evet
Yazma Evet
Fiziksel Boyutlar 210x155-175x105 mm.
Kütüphane Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı
Demirbaş Numarası 77734
Kayıt Numarası 77734
Lokasyon Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğü/Bölge Yazma Eserler
Notlar Ahterî lakablı Muslihuddin Mustafa b. Şemseddin el-Karahisârî el-Hanefî Kanunî Sultan Süleyman zamanında yaşamış olan ulemadandır. Karahisar’da doğduğu için Karahisârî diye anılmaktadır. Kütahya’da müderrislik yapıp orada vefat etmiştir. Kaynaklarda kendisinin yazmış olduğu ve yazma nüshaları bulunan tarih, fıkhî meseleler, tarihî-edebî musâhabe ve sözlük alanlarındaki eserleri hakkında az da olsa malumat vardır. Bunlarda en meşhuru Arapça-Türkçe bir sözlük olup ve Ahterî diye şöhret bulmuş eseridir. Eser, Arapça kelimeleri alfabetik olarak sıralaması, kelimelerin karşılıklarını türkçe verip eş anlamlı bir diğer arapça kelimeyle pekiştirmesi, manasına göre kelimeyi arapça bir cümle içinde kullanması, çok kullanılan kelimeleri seçip sözlüğü bunlardan oluşturarak eserin hacmini küçülmesi gibi sebeplerle ilim çevrelerinde önemli bir yere sahip olmuştur. Kâtib Çelebi bu eserin Kübrâ ve Suğrâ şeklinde iki nüshasının bulunduğunu aktarır. Zirikli, Ahterî ismini zikretmekle yetinip nüshalarına dair herhangi bir bilgi vermemiştir. Bağdatlı İsmail Paşa ise Karahisârî’nin lügate dair olan Ahterî kitaplarından üç nüsha telif ettiğini belirtir. Bu bilgiler ışığında eserin yazmaları üzerinde çalışma yapan araştırmacılar fikir ayrılığına düşmüşlerdir. DİA Ahterî maddesinin yazarı Hulusi Kılıç eserin diğer sözlüklerden daha çok tutulup kebîr sıfatıyla anıldığını ifade eder. Bu durumun bazı yazarlarda eserin bir de sağîr ve evsat şekillerinin olduğu zannını uyandırdığını belirtir. Bununla beraber yazmalar arasında hiçbir fark olmadığını ve muhtelif baskıların aynı hacimde olduğunu söyleyip sağîr ve evsat görüşlerinin asılsız olduğunu, bunun kebîr sıfatından kaynaklandığını dile getirir. Buna göre kebîr sıfatı eserin hacminin değil şöhretinin bir sıfatıdır. Daha sonra Prof. Dr. H. Ahmet Kırkkılıç ve Prof. Dr. Yusuf Sancak da yayımladıkları Ahterî-yi Kebîr adlı kitabın girişinde Hadâ’iku’l-Hakâ’ik fî Tekmileti’ş-Şakâ’ik’te eserin üç nüshasının, Kâmûsu’l-A‘lâm’da ve Keşfü’z-Zunûn’da iki nüshasının bulunduğunu söylerler. Türk Ansiklopedisi, Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi, Büyük Larousse’nin de bu bilgiler ışığında Ahterî’nin orta ve küçük ölçekteki şekillerinin bulunduğu bilgisini kaydettiğini dile getirirler. Ancak Prof. Dr. H. Ahmet Kırkkılıç ve Prof. Dr. Yusuf Sancak da Hulusi Kılıç’ın bu konuda doğru tespit yaptığını ve Ahterî’nin tek bir nüshasının olduğu görüşünü esas alırlar. Ahterî-i Sağir üzerine bir makale yazan Doç. Dr. Sibel Murad ise Ahterî-i Kebîr ve Ahterî-i Sağîr’in farklı nüshalar olduğunu, nüshaların mukaddimelerinin farklı olduğunun, içeriğinin de farklı olduğunu çeşitli örnekler üzerinden ifade edip Ahterî-i Sağîr’in 8 nüshasını tespit ettiğini ifade eder. Sonra bunlar hakkında kısaca bilgi verir. Bu nüshalar, İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi / TY04017-1895181.1, İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi / TY04017-494.35-3, Amasya Bayazıt İl Halk Kütüphanesi / 05 GÜ 28, Samsun Vezirköprü İlçe Halk Kütüphanesi / 55 Vez 803, Manisa İl Halk Kütüphanesi / 3051, Ayasofya / 04650, Afyon Gedik Ahmet Paşa İl Halk Kütüphanesi / 03 Gedik 17528, İzmir / 00635 nüshalarıdır. Bunlardan Manisa İl Halk Kütüphanesi / 3051, Ayasofya / 04650, Afyon Gedik Ahmet Paşa İl Halk Kütüphanesi / 03 Gedik 17528, İzmir / 00635 nüshaları ve ek olarak Yozgat / 00395, Selimiye Yazmalar / 5050, Kadızade Mehmed / 00539, Manisa İl Halk Kütüphanesi / 6665, Genel / 4685, Manisa İl Halk Kütüphanesi / 8146, Serez / 03609, Bölge Yazma Eserler / BY00002395/1, Milli Kütüphane Yazmalar Koleksiyonu / 06 Mil Yz A 6703, Yazma Bağışlar / 03522, Giresun Yazmalar / 00192, Erzurum / 11 demirbaş numaralı nüshalar tarafımızca tespit edilmiştir. Böylece tespit edilebilen Ahterî-i Sağîr’in nüsha sayısı 20 olmuştur. Bu Nüshaların çoğunluğu Ahterî-i Kebîr şeklinde kayıtlara girmiştir. Bu İki farklı görüşten sonra daha doğru bir netice elde etmek için Ahterî-i Kebir ile Ahterî-i Sağîr nüshalarının yeniden karşılaştırılması yapıldı. Karşılaştırmaya esas alınan nüshalar 20-30 Muharrem 956 tarihinde istinsah edilen Yusuf Ağa Kütüphanesi / YY0000009961 numaralı Ahterî-i Kebîr nüshası ve 960 tarihinde istinsah edilen Yozgat / 00395 numaralı Ahterî-i Sağîr nüshasıdır. Bu nüshaların tercih sebebi daha önce Hulusî Kılıç’ın ‘sonraki baskılarda ekleme ve çıkarmalardan kaynaklı bazı farklılıklardan dolayı eserin büyük-küçük nüshalarının olduğu şeklinde yanlış bir anlaşılma olmuştur’ iddiasının aslında pek de yerinde olmadığını göstermek içindir. Zira her iki nüshada müellif henüz hayattayken istinsah edilmiş olup son dönemde basılmış nüshalardan değildir. Bir diğer sebep ise her iki nüshanın da güzel ve okunaklı bir hatla yazılmış olması. Böylece her iki nüsha arasındaki farklar daha rahat bir şekilde görülmüş olacaktır. Her iki nüshanın zahriye sayfasına bakıldığında Kebîr nüshasında eser adı vb. bir bilgi bulunmamaktadır. Sağîr Nüshasında eser adı Lügat-ı Ahterî-i Vasat şeklinde kayıt vardır. Her iki nüshanın mukaddimelerine bakıldığında dua cümlelerinin yer aldığı mukaddimenin girişi birbirinden tamamen farklıdır. Kebîr nüshasında الحمد لله الذي شرفنا بالنطق والبيان şeklinde başlar. Sağîr nüshasında ise mukaddime الحمد لله الذي تحيرت في سرادقات جلاله غايات علوم العلماء şeklinde başlar. Her iki nüshada müellif adı Mustafa b. Şemseddin el-Karahisârî eş-Şehîr bi’l-Ahterî diye belirtilmiştir. Mukaddimelerde Kebîr ve Sağîr nüshalarının yazılış sebepleri belirtilmiş ve iki nüshanın kaleme alınma nedenleri ayrı ayrıdır. Daha sonra eserlerin tertibinden bahsedilir. Eserlerin tertibi aynıdır ancak bölümlerdeki kelime sayısı ve bölümlerin başladığı kelimeler farklılık arz etmektedir. Nüshaların bölümleri sırayla incelenip karşılaştırıldığında farklılıklar daha iyi anlaşılacaktır. Her iki eserin bölümleri sırayla şöyledir: Faslü’l-Elifi ve’l-Bâ’i, Faslü’l-Elifi ve’t-Tâ’i, Faslü’l-Elifi ve’s-Sâ’i, Faslü’l-Elifi ve’l-Cîmi. Buna bölümlere göre önce Kebîr nüshasının daha sonra da Sağir nüshasının bilgileri verilecektir. Kebîr nüshasının birinci bölümü الأٌب kelimesiyle başlar ve bu bölümde toplam 189 kelime vardır. İkinci bölümü الأت kelimesiyle başlar ve bu bölümde 39 kelime vardır. Üçüncü bölümü الأث والأثاثة kelimesiyle başlar ve bu bölümde 56 kelime vardır. Dördüncü bölüm الأج kelimesiyle başlar ve 99 kelime vardır. Mezkûr dört bölümde toplam 383 kelime mevcuttur. Sağîr nüshasının birinci bölümü الأبث kelimesiyle başlar ve bu bölümde 118 kelime vardır. İkinci bölümü الأتان kelimesiyle başlar ve bu bölümde 22 kelime vardır. Üçüncü bölümü الأثارة kelimesiyle başlar ve bu bölümde 29 kelime vardır. Dördüncü bölümü الأجه kelimesiyle başlar ve bu bölümde 53 kelime vardır. Mezkûr son dört bölümde ise toplam 222 kelime mevcuttur. Her iki nüshanın son kısmındaki kelimelerin benzerliği muhtemelen araştırmacılara iki nüshanın da aynı olduğu fikrini benimsetti. Ancak bölümlere bakıldığında nüshaların ayrı eserler olduğu görülür. Bu bilgilere ek olarak Yozgat / 00395 nüshasının zahriye sayfasında Ahterî-i Vasat şeklinde ve Tercüman / 00076 nüshasında mukaddimenin üst kısmında Ahterî-i Mutavvel şeklinde kayıtların bulunması bu Ahterîn’nin farklı versiyonlarının olduğuna dair göz ardı edilemez bilgiler verir. Ayrıca bu bilgiler tabakat ve teracim kitaplarıyla da uyuşmaktadır.
Eser türü Telif
Eserin orijinal dili ,
Tasnif numarası/Konu 403 / Sözlükler
Koleksiyon no. BY00002395/1
Yaprak, satır, sütun sayısı 1b-165a yk., 23 st. ;
Cilt özellikleri Sözbaşları keşideli kırmızı sırtı kahverengi meşin şirazeli mukavva ciltli.
Yazım şekli (Mensur/Manzum) Mensur.
Alfabe ve yazı türü Arap harfli-Nesih.
Kaynak/Referans TÜYATOK 01-llll/1915
Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı
Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı yönlendiriliyorsunuz...

Lütfen bekleyiniz.