Yazar
Güney, Y. I., Turgut, Hülya
Basım Tarihi
2010
Basım Yeri
-
Helmholtz Çevre Araştırmaları Merkezi
Konu
Demografik değişim, Bölge sakinlerinin tutumları
Tür
Belge
Dil
İngilizce
Dijital
Evet
Yazma
Hayır
Kütüphane
Özyeğin Üniversitesi
Kayıt Numarası
fc517b15-2163-4499-99e5-25858ebd2486
Lokasyon
Mimarlık
Tarih
2010
Notlar
Telif hakkı kısıtlamaları nedeniyle bu makalenin tam metnine erişim yalnızca abonelik yoluyla mümkündür.
Örnek Metin
Küreselleşme sürecinin giderek artan etkileri nedeniyle dünyanın farklı bölgelerindeki kentler önemli sosyal ve kültürel değişimlere maruz kalmaktadır. Ekonomik, politik, sosyo-kültürel ve teknolojik gelişmeler sonucunda ortaya çıkan farklı fiziksel ve sosyal yapılarıyla Türkiye'deki kentler de bu kentsel dönüşümün bir istisnası değildir. Özellikle son otuz yılda ülkenin küresel dünyayla artan bağlantısı, sanayi, uluslararası ticaret, turizm ve gayrimenkul gibi farklı sektörlerde yeni yerel kalkınma fırsatları şeklinde küçük şehirlerde bile hissedilmeye başlandı. Türkiye'de 1950'li yıllardan bu yana kentsel dönüşümün en önemli bileşenlerinden biri, kentlerin sosyo-kültürel ve ekonomik yapısını değiştiren, mevcut fiziksel çevrenin hızla dönüşmesine ve yeni mekansal oluşumların oluşmasına yol açan kitlesel göçlerdir. Dolayısıyla sürdürülebilir dönüşüm ve mimari kimlik meseleleriyle de yakından bağlantılı olan, kentlerin hem fiziksel hem de sosyo-kültürel değerlerini koruyarak kentsel dönüşümü konusu, son dönem mimarlık söyleminin sıcak konularından biri haline geldi. Kırsaldan kentsel alanlara ve küçük kentlerden büyük kentlere taşınma süreci, sanayileşme ve insanların kentsel alanlarda artan yoğunlaşması nedeniyle süregelen demografik değişim, sosyo-kültürel ve mekânsal farklılaşma ve çeşitliliği hızlandırırken, kentsel konut çevrelerinde bir takım süreklilik ve gelişme eğilimlerini de beraberinde getirmiştir. Konut ortamlarına ilişkin bu durum, geçmişten geleceğe, gelenekten çağdaşa dramatik bir geçiş süreci gösterirken, aynı zamanda farklı kesimlerden insanlara yönelik farklı algılamalarla, konut sakinlerinin ev ve kent ortamı algılarında da değişimler yaşamaktadır. Bu bağlamda İstanbul şehri, şehrin mimari kimliği ile sosyal yapısı ve dinamizmi arasındaki karşılıklı etkileşimin fiziksel yansımalarını gözlemlemek ve değerlendirmek için güzel bir örnektir. Kültürel sentez burada diğer Türk şehirlerinin çoğuna göre daha belirgindir. Ancak, kentin sınırları sürekli olarak büyüyüp genişlerken, kentin büyük konut stokunu da her zaman içinde barındıran kent merkezinin tek merkez olarak konumunu ve önemini koruduğu Balıkesir gibi daha küçük ölçekli Anadolu kentlerinde, özellikle konut ortamlarındaki sosyal, kültürel, mekansal çeşitlilik ve karmaşıklık kavramları farklılık göstermektedir. Son yıllarda kent giderek artan bir hızla değişmeye başlamış, kentin çok merkezli bir örgütlenmeye uğramasına neden olurken, tarihi kent merkezi de her geçen gün daha da bozulmaktadır. Merkezdeki konut stoğunun metruk bir alan haline gelmesi, çevredeki küçük ve sosyo-ekonomik düzeyi düşük köylerden göçle gelen insanlara ev sahipliği yapması, kentin kültürel mirasının restorasyonu, yenilenmesi ve daha sonra korunması açısından büyük bir tehdit oluşturmaktadır.